2 Mart 2020 Pazartesi

Az Kuru Az Pilav Çeeek!

Evet bu iğrenç espiriyi artık yapmanın vakti gelmişti, Onyekuru'yu diyorum tabi ki , kendisine atılan berbat paslarda bile fiziksel anamolisi ile fark yaratıp pozisyon yaratan ancak kuvvetsizliğinden final paslarını veremeyen veya bitirici şutlarını çekemeyen Onyekuru...Kendisine döner pilav öneriyorum kuvvetlenmesi için

Berbat girizgahımızı da yapmışken maç hakkında da bir 2 kelam edelim, öncelikle Gençlerbirliğinin nasıl savunacağını göremeden gelen duran top Donk golü (ki ben bu golü 86. dakikada bekliyordum) maçı bizim açımızdan kaymaklı ekmek kadayıfına dönüştürdü. Soldan Onyekuru'nun koşularını besleyen Seri'ye , Merkeze çekilip Gariban Reise (Mariano) alan açan Soso eklenince, maç halı saha maçından hallice bir rahatlıkta geçti.

Onyekuru her ne kadar pas veremeyip şut atamasada, rakip savunma için öyle büyük tehdit ki rakip bek bir kez bile çıkamadı onun korkusundan, bu kadar iyi orta saha ve sağ bek performansının yanına gole aç bir falcao eklenince izlemesi biraz çıldırtan çoğunlukla güldüren bir oyun ortaya çıktı.

Galibiyet serisini 8 maça çıkarmak mühimdi bu başarıldı. Şimdi sırada Sivas deplasmanı var ve bu maç aslında 10 puan gerideyken kafamada kurduğum hedef maçtı. Günün şartlarına bakıldığında o zamanki ehemmiyetinde olmasada galip gelinmesi durumunda Sivasın şah damarının kesileceği kanaatindeyim.

25 Şubat 2020 Salı

Bahar Geldi ! Hoca Geri Döndü

2020 gerçekten enteresan başladı benim için, 2019 son aylarında 30 yıllık yuları çözmek için askere gitmemle başlayan süreç ve 2020 Şubatında Nişanlanmam ile evlilik yoluna girişim. Evet ben ve evlilik kelimeleri en az Galatasaray'ın Kadıköy'de galibiyet alması kadar garip duruyor. Ama 2020 yılında ikisi de gerçekleşti beni çok mutlu ederek.


Sahaya cüretkar bir 11 ile çıkan Terim, haftalardır Fenerbahçenin muzdarip olduğu problemleri çok iyi etüt edip oyuncuları bu konuda çok iyi çalıştırmış. Attığımız korner golünda Falcao'nun ön direk koşusu ve Feghouli'nin Amerikan Futbolu savunma oyuncuları gibi 2 oyuncuyu bloke ederek Donk için konforlu bir alan oluşturması derslikti.


Esas konuşulması gereken ise ana oyun planı olan Onyekuru'nun half space koşularıydı.

half space ile ilgili görsel sonucu

Onyekuru maçın 30. saniyesinden itibaren sürekli olarak half space bölgelerine depar atarak pozisyonlara girdi, tabi ki burada fener savunmasının birbirine alışkın olmaması, pozisyonu olmayan oyuncuların oynamaması, ilerde pres yapılmaması ve rahat top atılmasına sebep verilmesi gibi nedenler sayılabilir, ancak bunlar bilinse de sahada bunları ısrarla başarıyla uygulamak takdire şayan bir durum ortaya çıkarttı. Onyekuru 4-5 gol atıp derbi tarihine geçicek bir performansı gösterecek pozsiyonlara girse de biraz yetenek noksanlığı onu sadece 1 golde bıraktı. Bu noktada Falcao'ya da parantez açmak lazım, Serdar Aziz onunla birebir oynasa da vücuduna atılan her topta Serdar'a üstünlük sağlayıp Onyekuru'ya alan açıp onu beslemeyi bildi, ve sakatlık olmasa takıma nasıl inanılmaz bir katkı sağlayacağının pırıltılarını verdi.

Nihayetinde 20 senelik galibiyet hasreti 3-1 'lik net bir skor ile gelirken şampiyonluk yolunda inanılmaz bir rüzgarıda takımın ardına kattı. Bundan sonrası yokuş aşağıya ve direksiyonda çok tecrübeli bir Sürücü var.


19 Ocak 2020 Pazar

Kış Güneşinde Çiçek Açan Ağaç mıyız yoksa Bahar mı Geldi?

Lige verilen ardından 2. yarıdaki ilk maçı bir pazar öğleden sonrası maçı ile açtık ve zor da olsa 2-1 kazanmayı başardık.


Belhanda yerine Emre Akbaba'nın ilk 11'e yerleştiği düzende Emre'yi rakip kaleye daha yakın tutmak adına 4-3-3'den 4-2-3-1 e geçiş oldu, ben açıkcası maç önceside takımı dizememiş acaba ömer bayramın merkeze gelip emrenin sol kanada geçtiği bir 4-3-3 mü izleyeceğiz diye düşünmüştüm.

Bu maç özelinde gözle görülür en önemli fark takımın dizilişinden ziyade beklerin özelliklede saraccinin performansıydı. Genellikle çok hareketsiz ve genelde topu alanın gevşek gevşek geriye pas attığı bir takım olduğumuzdan saracci gibi bindirme yapmasının yanı sıra defanstan çalım atarak yada kaptığı toplarla hemen rakip sahaya hücum eden bir oyuncunun varlığı takımı olduğundan çok daha iyi duruma taşıdı. 2. devre saraccinin bu performansı sürekli olacaksa takım olarak çok avantajlı bir konuma geçeceğimizi söyleyebilirim.

İlk devre Falcao futbol topunu ilk kez görüyormuş gibi davranmasa çok rahat 3-0 4-0 olacak maçtı aslında, Falcao halen hazır değil, ancak maçın sonunda geriye koşup yaptığı müdahale bu maç için bana göre imzasıydı.

Bu maç özelinde eleştiri getirilecek konular belli, net stoper eksiğimiz var Marcao Donk dallamalarına daha fazla taammül edemiyorum, bide Soso böyle oynicaksa hiç oynamasın 4 aydır bekliyoruz ha oynadı ha oynayacak diye..

sözün özü şu kadıköye kadar 5 de 5 hedefinin ilki geçti 4 maçı alıp kadıköyden beraberlik koparabilirsek şampiyonluk mevzusunu tekrar masaya yatırabiliriz.

28 Aralık 2019 Cumartesi

Kış Güneşi



Sorun bende galiba, takım kadrosunu görünce bir şey hayal etmeyince hatta takımın gol atamayacağını düşünce takım galip geldi. Acaba Antalyaspor çok kötüydü ondan mı? ama Ankaragücüde çok kötüydü... Galiba bir saman alevi izledik, bu kış güneşi içimizi ısıtır mı?


Gerçekten hiç bir şey hayal ettirmeyen şu yukarıdaki kadroyu görünce, fm oynamaya devam edip radyo gibi maçı dinlemek vardı aklımda, taa ki maçın başlama vuruşunda babamın maçı izlemek istemesiyle bu imkansız hale gelene kadar.

Evet bu sezonki 20 küsürüncü maç, ve 45 dakika gerçekten güzel futbol izledik, bunda orta sahanın dinamizmi de etkiliydi, mariano'nun olması gerektiği atletizmde olması da etkiliydi, falcao'nun rakip savunmayı gezdirmesi de etkiliydi.

Ceza sahasına çok adamla girdiğimizi görmek gerçekten mutlu eden en önemli unsurdu, Taylan bunu kendine şiar edinmiş gibi bol bol Falcao'nun yanına sokulup forveti 2 'ledi. Yine Falcao'nun orta sahaya yaklaşıp rakip savunmayı öne çıkarttığı anlarda Soso ve Ömer Bayram half spacelere güzel koşular attı, Seri 'de Allah var sezon başında ondan beklediğimiz pasları bam bam attı.

Süper bir ilk devre 3-0 ile biterken 2. devre geçen her dakikada ağırlaşan zeminle beraber bizimde pilimiz bitti. Her maç olduğu gibi rakip üstümüzü baskı kurmuş ve gol bulma ihtimalini arttırırken önce Babeli ardından Taylanı savunma arkasına kaçırarak 2 gol daha bularak bu sezon ilk kez 5 lemiş olduk.

Antalyaspor çok kötü takım eyvallah ama bu sezon ne kötü takımlara ne rezil toplar oynadığımızı düşünürsek bu maçı makbul görüyorum. Bu maçtan çıkarılacak sonuçlarda bellidir;

-Belhanda, Babel, Selçuk İnan gibi ağır oyuncuların bu takımda yeri yok
- Atletik bekler olunca oyunun boyutunun ne kadar değiştiği ortada
- Ceza sahasına ne kadar adam sokarsan gol atma ihtimalin artıyor ya Taylan'da ısrar edilmeli ya daha kalitelisi getirilmeli

22 Aralık 2019 Pazar

Arsızlık



Geçen haftanın ardından bu takımdan artık bir beklentimin olmaması yazının başlığının sebebi, zira kötü futbol arsızı olduk hamdolsun...



Evet yanlış görmediniz, Selçuk kaptan ilk 11'de hemde fiziksel olarak çok daha iyi olduğu zamanda bile (Mancini dönemi) oynayamadığı ecnebilerin Regista olarak isimlendirdiği pozisyonda konumlanmış. E tabi bu 11 'i görür görmez tüm whatsapp Galatasaray grubuna Galatasaray'ın gol yiyeceğinin %100 olduğunu hatta 2 tane yemesininde %90 olduğunu yazıyorum. Bunu bilmek için kahin olmaya gerek yok Fiko dediğinizi duyar gibiyim. Evet bu hepimizin aşikar bir biçimde gördüğünü canım hocamız ne yazıkki farkedemiyor.

Beklendiği gibi hemen maçın başında farzımızı yapıyor Jerome'dan golü yiyoruz, ancak akabinde birazda şansla skoru 1-1'e getiriyoruz. İlk devre rüzgarında arkamızda olması ve Göztepe'nin orta sahayı hızlı geçmemize müsaade etmesiyle cılızda olsa pozisyonlar buluyoruz. Haftalar sonra oyun en azından akıyor gibi gözüküyor. Ancak 2. devre gerçek dünyamıza geri dönüyoruz, fiziksel olarak biten Selçuk kaptanın önderliğinde sayısız pas hatası yapıp bir korner dönüşünde Belhanda'nın Halili düşürmek istememesi ile kalemizde golü görüyoruz. Burada Belhanda'ya artık kızamıyorum adam en azından geri koşmuş o kadar takımın geri kalanı gibi ilerde kalmamış. 2-1'den sonra mucize eseri Göztepe kontralarında gol yemiyoruz ve tek isabetli şutumuzu ofsayttan çektiğimiz maçtan 2-1 mağlup ayrılıyoruz.

Maçtan sonra pişkinlik seviyemiz iyice artıyor, Fatih hocam iyice şerbetlendiğinden, bu maçta yakalanabilecek her pozisyonu yakaladığımızı söylüyor ve sınanıyoruz diyor. Evet hocam cidden sen bizi sınıyorsun !

16 Aralık 2019 Pazartesi

Beyin Kanaması


Yukarıdaki ilk 11'i görünce herkesin ağzının suyu akıyor değil mi ? Takribi 20 maçtır -askerde olduğum dönemler dahil- maç günlerinin en güzel dakikaları ilk 11'in açıklanması ile maçın başlama düdüğünün arasında geçen dakikalar olduğunu farkettim. Zira her maç kafamızda bu oyuncuların maçı nasıl forse edeceğini, nasıl güzel futbol oynacağını hayal edip duruyoruz. Ancak başlama düdüğü ile beraber takımın -YİNE - muteber bir futbol ortaya koymadığını görünce hayal kırıklığımız da maç öncesi heyecanımız kadar büyük oluyor.

Bu sefer farklı olacaktı...Rakip lig sonuncusu, ligin bizden sonra en az pozisyona giren, kalesine bizden sonra en fazla şut çektiren ( BİR DAKİKA LAN İSTATİSTİK BAKIMINDAN BİZ OLMAMIZ GEREKENİN ÇOK ÜSTÜNDEYMİŞİZ) Ankaragücüydü. Üstelik hafta içinde Disiplinsiz! davranışları sebebiyle Zonzi kadro dışı bırakılmış oyunculara gereken mesaj verilmişti. Ve o sihirli an geldi..Telefona gelen Galatasaray XI bildirimi..Gözlerde pırıltı...

Her zamanki gibi kadroyu görüp, rakibi nasıl buldozer gibi ezeceğimizi 5-6 gollü bir galibiyet bir galibiyet alacağımızı tükürükler saçarak konuşuyor, whatsapp üzerinden renkdaşlarımı gaza getiriyordum. 

Düdük çaldı, balkabağına dönüştük..ne balı direk kabak olduk...sahaya sanki silah zoruyla çıkartılmış bir oyuncu grubu...20. dakikada kaptırılan bir topta eli belinde yürüyerek geriye dönen Falcao, Soso, Babel 3'süne takılıyor gözlerim...sinir krizindeyim..halı sahada takım arkadaşlarım yapsa sağlam bir fırça kayardım yaşlarına bakmadan o derece...

İlk devre Belhanda'nın ıslaklanmaları arasında bitiyor, devre arasında kesin çıkacak gözüyle yedeklere bakıyorum ama oradada müşahhas bir çözüm yok.

2. devre Lemina ve Belhanda önderliğinde yalandan bir baskı kuruyoruz, ancak rakip amatör küme kıvamında olduğundan duran toptan gol geliyor...Maç devam ederken bir anda bir ıslık sesi yükseliyor tribünden ardından spiker Selçuk oyuna girmek için hazırlanıyor diye anons ediyor. Islıkların sebebini anlıyorum. Selçuk'ta ıslıktan gaza gelmiş olacak ki bizi 8 sene önceye götürüp Yuto'ya nefis bir lob pas atıyor ancak dünyanın en düşük iq japonu olduğu için Yuto topu kaleciye teslim ediyor. Devam eden dakikalarda Taylan giriyor, yeteneksiz ve küstahça sağa sola koşturuyor ve bir ceza sahası içi koşusu penaltıyla taçlanıyor. 

Selçuk oyunda olmasına rağmen Belhanda topu sol tavana asıyor...içimden leş gibi oynadığımız maçı 2-0 kazandık yine buda bişeydir diyorum. Rakip 10 kişi zira tek gol umutları Orgill saçma sapan bir şekilde atılmış oyundan ne olacak başka?!

Ve beyin kanaması başlıyor...

Marcao; sanki yanındaki Luis Suarez, Cavani, Lewandowski kardeşim neden adamı kündeye alıyorsun, bu bizi kaçıncı yakışın geçen seneki Benfica maçlarından başlayarak bu kaçıncı saçma sapan hata.

Maç 2-1 oldu..Babam biz bir tane daha yeriz diyor..yok artık diyorum içimden yine rakip 10 kişi topu alırız pas pas pas maçı bitiririz ...

Nah bitiririz diyor takım bana...top Ankaragücünde adamlar tüm hatlarıyla sahamızda biz ise saçma sapan bir dağılımla duruyoruz 2 pas 3 pas 4 pas 5 pas ve top ağlarımızda...

Hasta Ex...

Ölüm nedeni Beyin Kanaması....

Sinirden boş duvara 2 saat bakıp uykuya dalıyorum.. sabah doktorun ölüm raporunu okuyorum... 

"Skoru nasıl değerlendirelim? Üç gün içerisinde bir maça çıkıyorsunuz, iyi oynuyorsunuz, pozisyonlara giriyorsunuz, 2-0 yapıyorsunuz ve 3 puana yakınsınız. 10 kişiye karşı 2-2 olduğuna göre yapacakbir şey yok. Söylenecek şey, başta ben olmak üzere hatalıyız. Belki değişiklikler de yanlış olabilir. Bu oyunun ne tekniğini, ne taktiğini, ne pozisyonunu konuşmaya gerek yok. durum dururken maçı alıp öbür tarafa vermenin açıklaması olmamalı. Bizim içimizde var da şimdi onlara girmeyelim. Yukarıya daha çabuk yetişip ikinci yarıya hazırlanmayı düşünürken, diğerleri gibi bu maç da yakışmadı. Bir kusur varsa bana aittir"

Yeni transferlerimiz de mi geçen seneye oranla geriye gitti? Aması yok doğru soru bu mu? Geçen seneki oyuncularımızın performansında düşüş var. Yeni gelen oyuncuların eski takımlarında ne durumda olduğunu bilmiyorduk."

3 kulvarı kaldıramıyoruz. 2 senenin şampiyonu, son sene bütün kupaların şampiyonu olan bir Galatasaray. Futbol böyle acımasızdır. Ujfalusi içeride, 'ben olsam ölmüştüm, o yüzden antrenörlük yapamam' dedi. Antrenörlük kolay iş değildir. Sorumluluk bana ait. Teknik adamlık böyledir, kazandığınzıda birliktesinizdir, kaybettiğinizde yalnızsınızdır. Bunu bilmeyen, bunu kabullenmeyen teknik adamlık yapmasın."

Bazı gazetelerde spor servislerine reklam departmanlarından herhalde telefon gelmiştir. Hepsinin farkındayım. Ben çok şeyler gördüm, pes edecek değilim. Bugünün bu kadar moral bozukluğuna rağmen, tekrardan taraftarla da bir araya gelerek, burada, maçlarda aynı duyguları, aynı hissi taşıyarak düzelmemiz gerekir. Ne yapılması gerekir, bizde mevcut. Gönül isterdi ki kazanalım da öyle konuşalım. Kaybedince bir şeyleri söylemek bize yakışmıyor." 

Şu gün, şu maçı berabere bitirmek, bir takıma olabilecek en bütük travmadır. Şuraya 2-0 ile gelsek, bazılarınız bana, hoca çok farklı kazanabileceğiniz bir maçı 2-0 bitirdiniz diyecekti. Ankaragücü'nü de tebrik ediyorum, başarılar diliyorum. Geçen sene, önceki sene kazanmayı nasıl bildiysek, bundan sonra da biliriz, bilmeliyiz, bileceğiz de inşallah."

"Kadromuz bu, yolda giderken kurallar değişiyor ama oyuncu değişmez. Nasıl değişecek? Ocak ayını bekliyorsunuz. Ocak, ocak diyoruz da, orada da birilerini gönderirsek alabiliriz. Ben hiçbir oyuncumu suçlamadım. Teknik, taktik, sistem, oyun içinde faul diye bunları ifade edemezsiniz, hal ve gidiş de vardır bunun içinde, takım olabilme de vardır, bunun içinde aldığınız oyuncunun adaptasyonunun geç olması da vardır. 11'e bakıp, yokum diye bırakıp gideyim var mı? En çok oynayan Nzonzi bizde, hiç teşekkür etti mi? Hiç beklemiyordum ondan, nasıl olacak, ne yapmamız lazım? Yönetmek adına, Galatasaray'a zarar gelmemesi adına belki de daha erken hareket etmeliydik. Yönetiyoruz, en son noktaya geliyor demek ki."

Hayatım boyunca ben hiçbir bahaneye sığınmadım ama 15 maçtır santrforsuz oynuyoruz, Adem'den Allah razı olsun, sol taraftan aldık da koyduk. Bu ve buna benzer bir sebep var maalesef. Devre arasında çok daha başka sebeplerle görüşürüz. Umutsuz olsam ben burada olmam. Şöyle bir beyanat veririm; '9 kez durmuşum, 8 defa şampiyon olmuşum, yeter, bir daha olsam ne olur' derim. Benim karamsarlığım, pes etmem mümkün değil.Galatasaraylı gibi oynarız, bu arayı da kapatırız."


Gomisi 1 milyon euro için gönder, Derdiyok'u beğenme gönder, Diagne'i gönder, forvetsiz kaldım güzel bahane.

3 kulvarı kaldıramıyoruz...bunu 1 sezonda 3 kupayıda almış adam söylüyor...kendine ihanet ediyor, kendi mirasını yiyor....

10 kişiye karşı 2-2 olduğuna göre yapacak bir şey yok. Söylenecek şey, başta ben olmak üzere hatalıyız. Belki değişiklikler de yanlış olabilir. Bu oyunun ne tekniğini, ne taktiğini, ne pozisyonunu konuşmaya gerek yok. durum dururken maçı alıp öbür tarafa vermenin açıklaması olmamalı. Bizim içimizde var da şimdi onlara girmeyelim. Girelim hocam girelim, artık girmemiz gerekiyor, misal Sevr Anlaşması gibi anlaşamayı Babel'e niye verdik, mesela siktirip gitmek isteyen Belhanda'yı niye tuttun, mesela geçen sene bile su kaynatan bu beklerle niye devam ettin, MİSAL BU TAKIMIN OYNADIĞI FUTBOLUN ADINI NİYE ELİ BELİNDE OLARAK ADLANDIRIYOR BU TARAFTAR.!!!!!!!!!!!!!!

22 Kasım 2019 Cuma

Return of "bağırış çağırış"

Başlığı ben atmadım, askerde olduğum süre boyunca evde maç izlenmediğinden maçtan önce kardeşim abi bu akşam maç mı var? oooo return of "bağırış çağırış" dedi, sinirden ona gülüyorum çocuk ne güzel analiz yapmış.

Sakatlıklardan dolayı ideal 11 diye betimlediğimiz ve sezon başından beri hiç bir zaman bir arada oynayamayan takımdan bu sefer çok fazla oyuncu yoktu. Fatih hoca da fırsattan istifade 3'lü savunmaya devam kararı vererek en azından orta sahayı vermemek ve topa sahip olmayı planlamıştı. Hocanın planladığı orta sahaya sahip olma ve topa hakim olma hem nicelik üstünlük hemde rakip orta sahanın milli takımdan aşırı yorgun gelmesi nedeniyle tutmuştu.

Ancak futbolun bir skor oyunu olduğu ve meşin yuvarlığın 2 oda 1 salon büyüklüğündeki kaleden içeri girmedikçe bir şey ifade etmediğini hemen hemen her seferinde bize söyleyen fatih hocanın kendisi - ki ben bu argümana katılmıyorum-,  2 senedir iyi futbolun peşinden gitmek yerine kazanan daima haklıdır düsturu ile bize yani taraftara ayar verip duruyordu.Bu maçta ise Son 2 lig maçındaki futbol şansı yanında olmayınca devre 0-0 bitti.

Burada Adem Büyük'e bir parantez açmak istiyorum, hiç bir şey yokken orta sahada arkası dönük adama arkadan neden tekme attığını, sonrasında tekme attığı adama neden atarlandığını, kart gördükten sonra hakeme neden sövmeye devam ettiğini, 2. devrede rakip ceza sahasında sırtı dönük adama neden tekme attığını sormak istiyorum. Zira saha içerisinde yaptıkları TV ekranında onun zeka pırıltıları olarak bize gözüktü.


Maça dönecek olursak 2. devrenin başında okan hocanın oyuncu değişikliği ile oyun üstünlüğünü eline almasını beklerdim, ancak o çok uzun süre aynı 11 ile devam etti akabinde zorunlu mahmut değişikliği ve peşine berkay özcan değişikliği ile 2 tane ofansif orta sahayı oyuna attı, oyuna attığı bu taze ayaklar girdikten 10 dakika sonra bizim fileleri havalandırmıştı bile. Biz ise halen Crivelli'nin rüzgarı ile yere düşen Marcao ile oyuna devam ediyorduk, yedek kulübesinde eminim ondan çok daha iyi mücadele edecek 2003 doğumlu kardeşimiz otururken hemde.

Basın toplantısını dinlemeden bu yazıyı yazdım, basın toplantısı büyük ihtimal sakat oyuncular , milli araya sövmeler ve ocak ayına göndermeler ile geçip gidecek.

Tek isteğim var, fatih hocam ! bizimle taşşak geçmeyi bırak şu takımdaki zeka seviyesi yerlerde olan oyuncuları ivedi şekilde takımdan gönder, yerine adam almasanda olur!


18 Ekim 2019 Cuma

Gerçeklerle yüzleşme

Skor açısından iyi geçen milli takım arasının akabinde süper lige dönüş heyecan yaratsa da takımın oynadığı oyun yine beni mutlu etmedi.


Milli takım arasından önce oynanan skandal futbolun ardından sakat ve cezalılarda varken hoca yeni oyunculara şans verdi, bu aslında tam bir neşter değil zorunluluktu. Ancak generallerin kenara gelip askerlerin sayısının artmasıyla takımda gözle görülür bir dinamizm artışı gerçekleşti.

Andone hocanın istediği takım savunmasını önde başlatan presi gerçekleştirirken , Ömer bayram hem top kazanması hem topla çıkışları ile takımın diğer maçlarda olan eksiğinin ne olduğunu gözümüzün içine soktu. Takım savunmasında ise değişen bir şey yoktu, 4'lü savunma S.O.S. vermeye devam etti ve Muslera devleşerek takımı ilk devrede ayakta tuttu. Muslera kurtardıkça Sivas daha coşkuyla üzerimize geldi buda arka tarafta büyük  açıklar vermelerine neden oldu ki buradan gollerde geldi.

Emre Mor pas/dripling kararının vermeyi öğrendiğinde büyük oyuncu olacak belki ancak benim gördüğüm belki 30 yaşından sonra bunu öğrenir, bu ayrıntıyı belirtmemin sebebi şu ilk devrede hızlı hücumlarda sadece 1 kez doğru kararı verip babel'i buldu ancak haftalardır takımın el freni olan babel bu pozisyonuda 3 şut fake'i atarak harcamayı başardı.

Nihayetinde ilk devre sonunda tabelada 2-0 yazarken takımda sadece 4 oyuncu (Andone, Ömer, Şener ve Muslera) takımın iyileri olarak öne çıkıyordu. 2. devrenin başında Sivas'ın eksilmesiyle çok rahat bir maç olacağı hissiyatı oluşmuşken GERÇEKLER GÜN YÜZÜNE çıktı.

Takım sanki hazırlık kampı geçirmemiş gibi 60. dakikada fiziksel olarak bitti, Sivasspor özellikle Emre Mor'un yardıma gelmemesi nedeniyle Şener tarafını işlemeye başladı, özellikle 3-1'den sonra hocanın yaptığı oyuncu değişiklikleri ile zaten kötü olan savunma tamamen iflas etti. Oyuna giren Yunus, Seri, Donk neredeyse 0 katkı sağlaması takımı olası bir puan kaybının kıyısından döndürdü.

Bu maç skor açısından iyi bitmiş olsa da oyun açısından umutlanmamız için hiç bir done vermedi, ve geçen sezon ki devre arası kondisyon yüklemesi gibi bir şey yaşanmazsa bu takım Nisan ayında havlu atar.

P.S. Hoca bu sezon hiç olmadığı kadar çekinik ve pısırık duruyor, ve pas futboluna takmış durumda, hocam elinde Andone gibi bir santrafor varken boşver pas oyununu falan bildiğimiz presli dikine oyunumuzu oynayalım biz....

5 Ekim 2019 Cumartesi

Fatih 6222 Terim

Blog yazılarımda giderek Hıncal Uluç kıvamına geldiğimin farkındayım, ancak Terim dönemlerinde üst üste 2 maçımızın 0-0 bittiğini cidden hatırlamıyorum, hatırlatmak isteyen beri gelsin. 

Bugünkü maça gelirsek;


Falcao, Lemina ve Luyindama'nın olmayışını cuma gününden kabullenmişken, bugün Seri'nin de gıda zehirlenmesi yaşaması - bu kadar yatırım yapılan bir adama kuru fasülye pilav mı yediriyoruz abi , yemeksepetinden bozuk tavuk mu yediriyoruz nasıl zehirlenir bu adam- takımın orta sahası için İFLAS anlamına geliyordu öylede oldu.

Allah'ın cezası 4-3-3 diziliminden vazgeçmeyen Terim bu maça özel bir trolleme daha yaparak büyük kaptan Selçuk İnan'ı -PSG maçında takımın biraz hızlı oynaması hocanın hoşuna gitmedi herhalde ki takımın hızını 0'a indirmek için Büyük kaptan Selçuk İnan'ı 11'e aldı- ilk 11'e yazdığında bu maçı izlememe kararı almalıydım evet. Zira insan kendine bu eziyeti yapmamalı.

Ama ne oldu izledim, doğu toplumuyuz , acıdan zevk alıyoruz ya gene izledim bu rezil 90 dakikayı ve artık puzzle kafamda tamamlandı.

Sanırım 10 resmi maç oldu, artık şundan eminim ki bu isim isim çok çok iyi gözüken oyunculardan sadece 4-5 tanesi gerçekten iyi futbolcu, geri kalanlar ya geçen sene son kurşunlarını atmışlar yada zaten o seviyelere hiç gelmemişler. Üstüne bir de kötü malzemeden hiç bir zaman güzel yemek yapamayan Fatih hocam eklenince bu maçla birlikte bu takımdan beklentimi tamamen sıfıra indiriyorum, zira bu takımın yetenek dışında disiplin problemleri de var.

Mariano burada futbol oynamak istemiyorsa -ki bu maçta erkenden duşunu almak için rakibin sırtına yumruk attı- sezon ortası bile beklenmeden transfer tahtası açık olan bir lige yada brezilyaya yollanabilir.

Emre Mor 94. ve 95. dakikalarda dahi topla vedalaşamıyorsa, A takımla idmana çıkması engellenip, 21 yaş altı takım ile hayatına devam edebilir.

Selçuk İnan'ın yapacağı hatanın 10 katını 16 yaşındaki Mustafa Kapının yada Abdussamed Karnutcunun yada Atalay Babacan'ın yapmasına razıyım. Troll hesaplar birde utanmadan Selçuğun ilk devre 38/38 pas isabetiyle oynadığı bilgisini verdiler, arkadaşlar bu oyun matematik değil sahada oynanıyor kağıt üstünde değil gözümüz var Allah'a şükür.

Hoca bu maçtan sonrada bir düşman yaratmak için hakeme , federasyona , ali koç'a falan sayıp söver, cezasını da alır paşa paşa tribüne geri döner. Zaten ona karışan eden , hesap sorabilen biride yok yönetimde, ceza aldıktan sonra bildiriler falan yayınlanır, mağdur edebiyatı yapılır öyle böyle sezonu yeriz.

Ama şuanda şuna çok gülüyorum.

PSG maçından sonra güzel günler yakın demişti Hoca ama başka bir şeyden bahsediyor sanırım, kendisinin şu halinin ve bu kadronun biz taraftarlara güzel günler göstermesi imkansız.

Bu arada Güzel günlerden kastım Şampiyon olmak değil , her hafta Galatasaray maçının gelmesini iple çekmek benim için güzel günler, en son bunu ne zaman mı hissettim? Terim'in 3. gelişinde 2011'de .

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails