Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2020 Salı

Bahar Geldi ! Hoca Geri Döndü

2020 gerçekten enteresan başladı benim için, 2019 son aylarında 30 yıllık yuları çözmek için askere gitmemle başlayan süreç ve 2020 Şubatında Nişanlanmam ile evlilik yoluna girişim. Evet ben ve evlilik kelimeleri en az Galatasaray'ın Kadıköy'de galibiyet alması kadar garip duruyor. Ama 2020 yılında ikisi de gerçekleşti beni çok mutlu ederek.


Sahaya cüretkar bir 11 ile çıkan Terim, haftalardır Fenerbahçenin muzdarip olduğu problemleri çok iyi etüt edip oyuncuları bu konuda çok iyi çalıştırmış. Attığımız korner golünda Falcao'nun ön direk koşusu ve Feghouli'nin Amerikan Futbolu savunma oyuncuları gibi 2 oyuncuyu bloke ederek Donk için konforlu bir alan oluşturması derslikti.


Esas konuşulması gereken ise ana oyun planı olan Onyekuru'nun half space koşularıydı.

half space ile ilgili görsel sonucu

Onyekuru maçın 30. saniyesinden itibaren sürekli olarak half space bölgelerine depar atarak pozisyonlara girdi, tabi ki burada fener savunmasının birbirine alışkın olmaması, pozisyonu olmayan oyuncuların oynamaması, ilerde pres yapılmaması ve rahat top atılmasına sebep verilmesi gibi nedenler sayılabilir, ancak bunlar bilinse de sahada bunları ısrarla başarıyla uygulamak takdire şayan bir durum ortaya çıkarttı. Onyekuru 4-5 gol atıp derbi tarihine geçicek bir performansı gösterecek pozsiyonlara girse de biraz yetenek noksanlığı onu sadece 1 golde bıraktı. Bu noktada Falcao'ya da parantez açmak lazım, Serdar Aziz onunla birebir oynasa da vücuduna atılan her topta Serdar'a üstünlük sağlayıp Onyekuru'ya alan açıp onu beslemeyi bildi, ve sakatlık olmasa takıma nasıl inanılmaz bir katkı sağlayacağının pırıltılarını verdi.

Nihayetinde 20 senelik galibiyet hasreti 3-1 'lik net bir skor ile gelirken şampiyonluk yolunda inanılmaz bir rüzgarıda takımın ardına kattı. Bundan sonrası yokuş aşağıya ve direksiyonda çok tecrübeli bir Sürücü var.


5 Ekim 2019 Cumartesi

Her el papaz pilav yemez

Derbi maçta gösterilen savunma performansından memnun kalan Ersun Yanal kendi evindeki maça da önce yemeyelim nasılsa bir tane sıkarız kafa yapısıyla çıkınca yenen süpriz golü maç boyunca çıkaramadı.


Garry ve Moses'ın yokluğu da belki Ersun hocayı bu düzene itmiş olabilir bilemiyorum, ancak onun beklentisi Dirar ve Isla'nın önlerindeki 60 metreye çok iyi kullanması Ozan Kruse ve Tolga'nın ceza sahasına koşular atmasıydı, olmadı.

Özellikle Dirar'ın sol ayaklı olmamasından mütevellit Fenerbahçe'nin atakları sağ kanattan yoğunlaştı, yoğunlaştı yoğunlaşmasına ama ozan ve isla arasındaki uyumsuzluk hemen hemen her pozisyonda kendini gösterdi sadece bir pozisyonda isla doğru düzgün 0'a inebildi onda da penaltı itirazlarına neden olan pozisyon cereyan etti. Ancak yeni Fifa kurallarına göre bu pozisyon penaltı değildi.

Fenerbahçe'nin ilk yarıdaki uyumsuz görüntüsü bir yana Antalyaspor maça çok iyi hazırlanmış gözüküyordu, topu Fenerbahçe'ye bırakıp pozisyon alan ve hata kovalayan takım Jailson'un orta sahada kaptırılan topu kovalamaması sonucu skor üstünlüğünü de ele almış oldu. Bülent hocanın planı isviçre saati gibi tıkır tıkır işliyordu.

Ikinci yarıya Zajc-Tolga değişikliği başlayıp topu daha hızlı dolaştırıp boş alan yaratmaya ve Antalya'nın yerleşimini bozmayı hedefledi Fenerbahçe. Bu değişiklik de temelde doğru gözükse de sahaya çok da net yansımadı. Bu bölümde Antalyaspor Fenerbahçe'nin plânlı olmayan ataklarına karşı yerleşiminde boşluk vermedi. Antalya boşluk vermediği gibi Fener kalesinde tehlikelerde yarattı ancak kaleci Altay kalesinde devleşen kurtarışlar yaptı.

İkinci devre bize bir kez daha gösterdi ki Zanka açık alan savunmacısı değil, Ankaragücü'nün zorladığı defans hattını çok iyi çalışan Bülent hoca takımına ince dokunuşlar yaparak -ki Antalyaspor'un kadro kalitesi gerçekten çok kötü- galibiyeti tattırmış oldu. Bülent hocanın geçen sezondan bu yana bu takımla başardıkları mucize gibi.

Fenerbahçe rakiplerinin avrupa mesaisinde bu kaybettiği puanları çok arar ben söylim, Ersun hoca garry ve moses 'ın olmadığı maçta ferdi'yi oynatmayacakta ne zaman oynatacak, bu çocuk zafer purosu olsun diye alınmadı en nihayetinde. 

Ve son olarak Fener bu maçı kazansaydı net bir mesaj vericekti Galatasaray'a o mesajı yollayamadı yarın Galatasaray galip gelirse, rüzgar bir anda Galatasaray tarafına geçebilir.

28 Eylül 2019 Cumartesi

Galatasaray-Fenerbahçe Maç önü

Sezonun en çok heyecan yaratıp hiç bir şey vermeyen dönemine yani Fenerbahçe-Galatasaray derbisine geldik. İki takımda 2013 yılından bu yana oynanan derbilerde güzel futbol gösteremediler, işin ilginci 2000'li yılların başlarında futbol açısından fukara olan maçlarda gerginlik olur kavgası dövüşü vs. konuşulurdu, son yıllarda bu da ortadan kalktı, iki takımda birbirinden korkarak, çekinerek, önceliği gol yememek olarak sahaya çıkıyor.

Sezonun henüz 6. haftası olmasına rağmen sezonun gerisi açısından kazananın büyük bir rüzgar yakalayacağı aşikar özellikle Beşiktaşın yönetim, teknik direktör Trabzonspor'un da sakatlık sıkıntısı çektiği bu sezonda şampiyonluğun bu 2 takımdan birine gideceği %99 ihtimal gibi bir şey dolayısıyla bu maçında bize güzel futbol vaad etmeyeceğini peşinen söyleyebiliriz. Temaşa açısından Pazar günü oynanacak Trabzonspor-Beşiktaş maçı daha vaatkar.



Saha içerisine gelirsek, evet yukarıda görüldüğü gibi maç başlangıç takımları bekliyorum. Galatasaray Stoperlerini ve beklerini de orta sahaya yaklaştırarak alanı daraltıp ilk dakikalarda büyük bir baskı kurmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Fenerbahçe'nin bu baskıyı kırmak adına Gustavo-Emre-Tolga 3'lüsü ile merkezi tutmaya çalışıp, Gustavo ve Emre'nin uzun topları ile Kruse Tolga ve Moses'i koşturmayı planlayacaktır.

Son yıllarda Şampiyonlar Ligi'ni esas alıcak olursak - ki büyük liglerde de böyle- büyük maçlarda topa daha az hakim olan takımların istediği sonuçları aldığını görüyoruz, bunun en temel sebebi topa hakim olunduğunda topa mahir oyuncularınız yoksa hata yapma ihtimalinizin artması ve kaptırılan topların 3-4 pas ile hemen kalenizde pozisyona dönüşmesidir. Ayrıca organize hücum etmenin organize savunma yapmaktan çok daha fazla tekrara ihtiyaç duyması bir başka neden olarak gösterilebilir.

Bu kadar genel futbol kelamı ettikten sonra maç özelinde Galatasaray'ın maçı kazanacağı tek senaryo geçen seneki gibi 2-0 öne geçmesi olarak gözüküyor, her ne kadar geçen sezon maç 2-2 ' e gelse de bu sezon ki kadro böyle bir avantajı elinin tersiyle itmez, doğal olarak Galatasaray ne yapıp edip ilk devrede dengeyi bozmaya çalışacaktır.

Fenerbahçe ise skor ne kadar süre eşit giderse avantajını o kadar arttıracaktır, hatta ve hatta Ersun Yanal 60. dakikaya 1-0 geride girilmesini bile kabul edebilir, nihayetinde inanılmaz formsuz durumda olan Fatih hocanın oyuna müdahalede geciktiği yada yanlış müdahale ettiğini bu sezon bir kaç kez gördük. Dolayısıyla yarın ki maçta Max Kruse Fenerbahçe için maçın en kritik adamı olarak ortaya çıkıyor, geri dönüşlerde adam paylaşımı doğru yapılmazsa Kruse'nin bunun cezalandırabileceği apaçık ortada.

Ezcümle, yarın ki maçın ne kadar eğlenceli olacağı tamamen Galatasaray'ın temposuna bağlı, o temponun artması içinde teknik-taktikten ziyade Türk Telekom Arena tribünlerinin çok formda bir maç geçirmesi gerekiyor, zira Galatasaray'ın bir numaralı silahı ne yazık ki sahada değil Tribündeki taraftarı. 

24 Eylül 2019 Salı

Üçlü Forvet #13. Bölüm : Fikret Orman ! Ve Avrupa'da Takımlarımız

Fikret Orman'ın istifası ve bu hafta oynanan Avrupa maçlarını ve lig maçları hakkında keyifli bir sohbet geçirdik. Keyifle dinlersiniz umarım.


21 Eylül 2019 Cumartesi

Ozan'la kazanan Ozan'la Ölür

Hafta içi mesaisi bulunmayan Fenerbahçe kendi evinde zorlanarak Ankaragücü'nü geçti, bireysel anlamda Ozan Tufan'ın yıldızlaşması orta saha ve defanstaki yapısal sorunların üstünü örterse Fener için sezon daha zor geçer.


Fenerbahçe maça yukarıdaki gibi sahaya yayılarak başladı, İlk 15 dakikadaki görüntü Ankaragücü bireysel hata yapmadan Fenerbahçe’nin gol atamayacağı yönündeydi zira Kruse dışında üretici oyuncu sıkıntısı ciddi manada yaşanıyordu. Ankaragücü derinde bekliyor ve  iki oyuncu ile kontra yakalamaya çalışıyordu, maçın o anlarında  Fenerbahçe’nin stoperleri hata yapmaya yakın gözüküyordu ki önce Zanka hata yaptı Ankaragücü golü geldi peşine Korcan boşa çıktı ve skor eşitlendi.



ilk devrede Fenerbahçe orta sahasında Luiz Gustavo ve MAX kuruse  görevleri çok net belli iken Tolga Ciğercinin özellikle hücumda ne yaptı anlamak zordu. Fenerbahçe orta sahayı desteklemek adına hücuma çıkışlarda Ozan Tufan’ı ve Dirar'ı orta saha merkezine kaydırıp  Rodriguez’i ve deniz Türücü ayakları çizgiye bastıracak şekilde oynatarak alanı genişletmeye çalışıyordu. İlk devrede Kruse ikinci forvet olarak ceza sahasına sık sık girdiğini de gördük.


Rodriguez’in sakatlanmasının ardından Fenerbahçe yukarıdaki dizilim ile ilk devreyi bitirirken. İkinci devreye başlarken Ersun Yanal Rami'yi çıkartıp riski alıp Jailson'u da oyuna aldı. 






Fenerbahçe sahada nicelik olarak fazlaca merkez orta saha oyuncusu barındırsada, oyun anlamında alınan riskler ve geri dönüşlerde yaşanan problemlerden dolayı orta sahalar çabuk geçilmeye başlanmıştı ve Fenerbahçe savunma hattı arkada geniş bir boşluk bırakarak oynuyordu. Bu anlarda Ankaragücü orta saha oyuncuları son pasları iyi verebilse -ki maçın sonunda skoru korumaya çalışan Fenerbahçe'ya karşı daha iyi paslar verdiler- Ankaragücü üstünlüğü alabilirdi ama olmadı, ve topla çıkmaya çalışılan bir hücumun başlangıcında şok preste Emre'nin kaptığı top Kruse'ye gitti oda çalımı yapıp Vedat'a gol olcak ortayı kesti.


Fenerbahçenin oyun anlamında mutlu ettiğini sanmıyorum ama özellikle Ozan Tufan'ın performansı takdire şayandı. Ancak iç saha maçlarında bu tarz yıldızlaşan performanslar ile maç kazanılabilirken deplasmanlarda Fenerbahçe daha çok puan kaybeder.
x

17 Eylül 2019 Salı

İnsanlar hata yapar Ersuncum hesaba katmadığın şey bu

İnsanız doğamız gereği hata yaparız, mükemmel oluşturulmuş organizasyonların dahi insan eliyle bok edildiğinin çok güzel örneğini Chernobly dizisi ile geçtiğimiz aylarda hepimiz tekrar hatırladık.

Sezonun 4. haftasında şampiyonluk adayı takımlardan üst düzey takım oyunu , hücum varyasyonu beklemek biraz hayalcilik olur dolayısıyla bu ilk haftalarda genelde bireysel performanslar ile kotarılır. Emre Belezoğlu, takımın kalbi ve lideri. İlk haftada Fenerbahçe adına bireysel performansı en üst seviyede olan oyuncuydu (ki bu Emre'nin sahada kaldığı maçlarda hep böyle oluyor), onun yokluğunda orta sahada arıza çıkmasını bekliyordum ancak beklediğimden çok farklı bir durum ortaya çıktı.


Ersun hoca Emre'nin yokluğunda merkezi kontrol etmenin yolunu orta sahada nicelik olarak artma olarak tercih etmişti, ki maç başlangıcında Alanya'dan orta sahayı teslim aldılar ve sol kanattan hücum organizasyonları yapmaya çalıştılar. Garry Rodrigues'in etkisinin arttığı bu oyunda golde Garry'nin taşıyıp merkezde Tolga'nın yaptığı vuruşla geldi. Buraya kadar herşey yolunda gözüküyordu, forse etmeniz gereken bir oyunda bu oyuncularla pekala işi kotarabilirdiniz. Ancak oyunu tutmanız gereken anlar geldiğinde? işte zurnanın zart dediği yer burası oldu. Sezon başında transferlerin geç yapılması,sakatlık vs. problemler nedeniyle geri 4'lü de pozisyonunda oynayan oyuncusu bir rakamla 1. Oyunu tutmak ve defanstan topla çıkabilmek adına Gustavo kendini stoperlerin arasına attı ve ekstra bir pas istasyonu oluşturmaya çalıştı ancak ne Tolga ne Kruse ileriyle bağlantıyı kuramadı ancak buna rağmen halen Alanyanın elle tutulur bir pozisyonu yoktu. Ta ki oyuncuların insan olduğu gerçeği ile yüzleştiğimiz zaman.

Kaleci Altay'ın 2 hava topunu doğru düzgün kontrol edememesi ve akabinde sol taraftan kullanılan bir taç atışı ile sonun başlangıcı başladı. İkinci devrenin hemen başında bu sefer Jailson stoper oynadığını unutmuş bir pas hatası yaptı ve Alanya öne geçti. 3. gole yine orta saha oyuncusu Ozanın orta sahanın göbeğindeymiş gibi yaptığı bir geri dönme hareketi neden oldu. Defans hattı arka arkaya hatalar ile paralize olmuştu başka bir açıklaması yoktu. Zanka'nın da oyundan çıkmasıyla 11 oyuncudan orjini defans olan oyuncu kalmamıştı, galiba Ersun hocada paralize olmuştu. Ersun hoca maç öncesi planını iyi kurmuştu ancak eldeki malzeme bunları uygulayabilecek düzeyde henüz değildi kestiremediği şey buydu.

Erol Hoca geçen yıl Sergen hocanın kurduğu takıma biraz daha savunma disiplini kazandırmış, ki bu Alanyayı yeterince tehlikeli yapıyor. Efecan'ın sakatlanmasına rağmen özellikle 2. devre maç onların istediği kıvama geldiğinde bunu çok iyi değerlendirdiler. 14 Yabancı kuralıda sağolsun can yakan oyuncuları var Bakasetas hücumları iyi yönetirken, Cisse kalitesini gösterip ne yaptığını bilmeyen Fenerbahçe stoperlerini cezalandırdı.

7 Şubat 2013 Perşembe

16 Ocak 2012 Pazartesi

Yine Şike Yine Şike

3 dakika eklenen maçta sakatlıktan dolayı 7 dakika oynatmak nasıl bir mantıktır adam 20 saniye bile saha içinde kalmadı, bu kadar açıktan iş yapılmaz, fener atana kadar o maç oynanacaktı, şimdi rıdvan çıkar fener şöle iyi oynadı böyle iyi oynadı, banane kardeşim 93 dakikada atsaymış.

24 Ekim 2010 Pazar

Fenerbahçe 0-0 Galatasaray

Artık pozisyonlara bakarız yazıyı yazarken trt izliyorum, arada kopuşlar olursa kusura bakmayın. Maç günü klasikleşmiş bir şekilde ödev ile kent arasında kalan öğrenci profiliyim. Kenti seçiyorum son 20 maçta olduğu gibi ancak vücut direncim takım gibi düşüyor maç anına doğru, maç ise tekrar güç veriyor adeta.

Pino'nun Elano dan gelen mükemmel pasa yetişip boş kaleye gönderdiği anda ayakta buluyorum kendimi gökhan gönül'e sağlam küfürler ile oturuyorum, pino neill yokluyor kaleyi ancak volkan sağlam kalede yemeye niyeti yok.

İkinci yarı ise fener bastırıyor biz direniyoruz, maçın sonunda iki volkan kurtarışı daha ve maç bitiyor. 10 yıl sonra kadıköy'den puan çıkarıyoruz, abim emrullah köktemir diyor ' olm senin dediğin oldu hep yenmeye gidioz bi kere beraberliğe çıkalım ne olcak bak gördün mü' evet diyorum ciga anladı beni herhalde.

Vesselam yenilmedik abi hakem kararları iki tarafada aleyhine lehine var. Kimse bok atamaz!!

24 Temmuz 2010 Cumartesi

ÇALINTI FORMA;FENERBAHÇE VERSUS REAL MADRID

İki takımında sponsoru adidas olunca suç fenerin diyebilirsiniz e ama büyük kulüpsen kabul etmicen kardeşim iki forma arasında tasarım açısından tek fark birinin güneşi diğerinden üst tarafta yuh be!

22 Temmuz 2010 Perşembe

Galatasaray 0-1 Fenerbahçe: Kafada Kurt Var Şeytanlık Var

Bu soldaki fotoğraf derbinin ardından çekildi, rivayete göre otobüs trafikte kalınca taraftar oyunculardan imza almak istemiş, bizim topçulardan moral bozukluğu (!) sebebiyle red etmiş, daha sonra kaptanımız Arda aşağıya inip konuyu anlatırken taraftarlar ona küfretmiş Arda'da çıldırmış falan fişmekan, 88 doğumluyum ilk hatırladığım takım kaptanı Bülent Korkmaz'dı daha sonra Hakan Şükür ikisinin de şu raddede çekilmiş bir fotoğrafını görmedim özellikle Bülent bu hale gelmek için çok müsait idi ama gelmedi.

Peki niye bu hale geliyor bu adam, yada ben maçı izlerken başıma ağrılar girmesinin sebebi nedir. Kafada öyle bir kurt var ki, şeytan var ki maçın 76 dakikasını 10 kişi oynamasına rağmen en az 6 7 tane net gol pozisyonu olmasına rağmen topu 3 direk arasına vuramıyor, takımın üstünde ki cenabetlik öyle bir sinmiş ki kadroda 6-7 tane yeni topçu olmasına rağmen bu durum değişmedi.

Fenerbahçe açısından ben pek umutlu değilim eğer 1 haftaya düzeltemezler ise benim tanıdığım young boys 2 3 gol atabilir fenerbahçe'ye demedi demeyin ey dostlar!

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Loser Face: 28 yazı ile yirmisekiz

Fenerbahçe bir kez daha Türkiye Kupasına uzanamadı, tarih tekerrür etti. Maçın saati nedeni ile tüm maç tayfası dersi satıp TV'nin başına geçtik, ilginç bir iddaa ile bütün fenerli arkadaşlarım maçı alacaklarından emindi, ancak maçın ilk 20. dakikasından sonra 28 muhabbeti tüm evi sarmıştı. Trabzonspor maça iyi başladı, yada fenerin önde yaptığı presi çok hızlı geçip pozisyon üretmeye başlıyordu, ilk yarıda umut bulut fırtınası esti kendine özgü vuruşları ile enteresan goller kaçırdı yine çalışkan oyuncu, alanzinho ataklara çok güzel yön verdi, colman istediği topları alamadı, burak yılmaz garip garip hareketler yaptı, fener cephesinde ise ilginç bir şekilde takımın en etkili oyuncusu vedersondu.

2. yarı başladığında pek bir şey değişmemişti sanki ta ki 55. dakikaya kadar, guizanın yaptığı presin sonuç vermesinin ardından kafayı kaldırıp çok güzel bir şekilde alex e attığı uzun top, alexin topu kontrolü ve sihirli dokunuşu- 2 hareket arası 1.5 saniye felan- ile fenerbahçe hiç iyi oynamadığı maçta ilk girdiği yoktan var edilen pozisyonu gole çevirdi. 1-0'dan sonra trabzon bütün riskleri aldı fener ise belki de en son şeyi yapıp tamamen geri çekildi ve nihayetinde 66. dakikada mehmet topuzun çok gereksiz bir şekilde taç çizgisinin yanında yaptığı faulden gelen orta ile gol kaçırma rekoru kıran umut golü buldu. Golden sonra Daum'un emre yi oyundan alması ile fener orta sahası tamamen toz şekere dönüştü. Vederson ve Gökhan Gönül'ün çıkıp geri gelmemesinden arkada derin boşluklar vermeye başladı fener takımı önce burak yılmaz hala çözemediğim tekrarınıda göremediğimiz bir gol kaçırdı, dakikasına kalmadan atılan uzun topu alan engin 3 e 1 i tek başına oynadı- en iyisini yaptı içeri dönse kaçabilirdi gene- ve güzel bir gol attı. Geriye düşmenin ardından fenerbahçe sanal bir baskı kurdu ama yetersiz kaldı, maçın kapanışını 90 artı 3 de engine benzer bir gol atan colmandan geldi,ve fenerin kupa hayalleri başka mayısa kaldı. ve bir kez daha benim tezim doğrulandı iddalıyım ki fener şu haliyle geriye düştüğü hiç bir maçı kazanamaz.

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Aynı Saatte Oynanan Maçlar




Ligin 32. haftasında ligin tepesindeki 3 takım aynı saatte maçlarını oynadılar, bu da bizi 3 maçtan birini seçmeye itti, bursanın oynadığı toptan zevk almamam, bizim maçın ise artık öneminin olmaması nedeniyle, fenerin maçına yöneldim.

Fenerbahçe bence bu maçta şampiyonluğunu resmen olmasada ilan etti, gerek yapılan mücadele, gerek alex faktörü, taraftar desteği, emrenin bile istediğin de sinirlerine hakim olabilme olasıklarını yan yana gelmesi beni bu düşünceye iten en önemli neden. Maça öyle bir başladı ki fener takımı ilk yarıda maçın kopacağı belliydi. Yine son pozisyonları hazırlamakta sıkıntı yaşıyordu fener takımı ya da guiza iş başındaydı ancak çilingir alex yine yaptı yapacağını, öyle ki fenerin ilk şutu gol oldu, ivesanın yanlış yerde durmasını iyi değerlendirdi brezilyalı ve golü yaptı, fener takımı golden sonra da diğer maçlarda yaptığını yapıp geri çekilmedi önde basmaya devam etti ilk 30 dakika belki de eskişehir yarı sahayı 1 kere ya geçti geçmedi. Baskı sürerken özerin öylesine vurduğu şutu ivesa ikinci hatayı yaparak kendi kalesine attı, ve maç bitti o dakikada. Hakkını yememek lazım aynı ivesa daha sonra net 2 3 golü çıkardı ancak iş işten çoktan geçmişti.

İkinci yarıda fark artık fener takımı eskişehire kendi sahasında pas yapmasına izin veriyor, rakip sahaya geçtiğinde ise inter özentisi şekilde boş adam ve alan bırakmıyordu arkaya atılan toplarda ise müthiş bir senkronla arka arkaya ofsayta düşürüyordu. Rıza hocanın arka arkaya yaptığı değişiklikler hiç bir fayda getirmedi, eskişehir tek pozisyonu 90 artı 2 de volkanın elinden kaçırdığı topla yakaladı o pozisyonda da savunma etten duvar ördü, maçın dışında ise en dikkat çekici unsur emreye yapılan kart görme uyarısına harfiyen uymasıydı, normalde ortalığı yıkması gereken pozisyonlarda ağzını bile açmadı maçın sonlarına doğru artık oda artık dayanamayacağını anlayınca sakatlığı bahane edip değiştir işareti yaptı ve oyundan çıktı



Bursa maçını köşede çıkan gol pozisyonları dışında takip edemedik, ancak 2 golde klasik bursa golleri idi, önce yan topa vurulan kafa ardından kazanılan penaltının ivankovun golü atması idi, bizim maçı ise hiç sormayın fikrim yok pek umrumda da ama tahmini olarak yine rakipten 100 pas fazla yapmışızdır, ibb çok gol kaçırmıştır, keita hazırlayıp baros atmıştır.

Haftaya ne olur ? fenerin oynayacağı kupa maçının önemi moralmen yok kazansalarda kaybetselerde birşey değişmeyek, ancak fiziksel yorgunlukları maçın 2. yarısında hissedilebilir, ankaragücü takımı ile bu kadar sürtüşmenin cezasını çekebilirler belki ancak ben onu da uzak ihtimal görüyorum aynı eskişehir maçı gibi bir maç bekliyorum

19 Nisan 2010 Pazartesi

Levazımatcı Bilica

Maçın ardından sıcağı sıcağına yazmak, maçı ve yorumları tekrar tekrar dinledikten sonra yazıyı yazmak istedim, maç öncesi yazısında yazdığımız gibi başladı maç aslında, dediğim gibi mustafa denizlinin komplo teorilerini çözecek kadar yaşlı değilim çıkarttığı 9 defans ile yine bir süprize imza attı ve maçı bence teslim etti. Daha ilk hatayıda alex gol yapınca işler iyice arap saçına döndü. Beşiktaş 3 pas yapamazken fener de iyi değildi sadece 2 pozisyona girebildiler ve 2'i bulamadılar. İlk yarıda ilgimi çeken en önemli unsursa emre ne yaparsa yapsın kart görmemesi iyidi önce ibrahim kaşa sataştı sonra geldi arkadan toramana sağlam tekme attı her pozisyona itiraz etti ancak kart görmedi.

İkinci yarıya uğur inceman kaş değişikliği ile başladı beşiktaş ki ilk yarıda çok aksayan ismaili kenara almasını bekliyordum. Fenerbahçe ise sanki maç bitmiş gibiydi ilginç bir şekilde guiza ve alex dışında basan yoktu beşiktaş ise bal yapmayan arı gibiydi organizasyon yapma özürlü orta saha yerine yaratıcı oyuncular olsa beşiktaş çok rahat goller bulabilirdi. Hakem ise kaldığı yerden devam ediyordu adeta iki tarafada saçma sapan kararlar veriyordu. Derken fitili ateşleyen hatayı yaptı bobonun luganoyu geçeceği pozisyonda lugano topu koltuğunun altına alıp şöle önüne aldı hakem penaltıyı veremedi derken beşiktaş tek net pozisyonunu ilk yarının en kötüsü ismailin hazırlaması ile buldu ancak uğur inceman topa vuramadı top auta giderken bilicanın uçan tekmesine mağruz kaldı hakem penaltıya koştu ancak kartını unuttu bu arada bilica gitti söve söve penaltı noktasına mezar kazdı durdu sonra durdu hızını alamadı babamın değişi ile galatasarayında beşiktaşında .... diye kazmaya devam etti, hakem bunuda görmedi sanırsam penaltıda yaptığı hareketten sarı kart gösterdi.Futbol oyun kurallarına göre bir oyuncu rakibine dezavantaj yaratacak şekilde direkler yada çizgiler ile oynar ve hakem tarafından cezalandırılmaz ise hükmen mağlup sayılır.Buna rağmen Bobo mezara topu koydu, iyi de vurdu aslında ancak derbilerin kalecisi volkan çok iyi çıkarttı yanlız maçtan sonraki heyecandan söylediği söz hoşuma gitti, 'penaltı kurtarılmaz, atılır' sadece heyecanına veriyorum ama fener yatsın kalksın volkana ve hakeme dua etsin önce bizim maç ardından bjk maçı volkan 3 puanı getiren adamdır.


Penaltıyı atabilse bobo eminim ki bjk maçı alacaktı, ancak kaçmasıylada bir o kadar yıkım yaşandı sinirler gerildi önce guiza toramanı hallaç pamuğu gibi attı sonra diklendi hakem kartını gösteremedi ardından gözünün önünde atılan dirseği seyirci baskısı ile kırmızı kart olarak cezalandırdı, uzatmalar hiç oynanmadı vederson ve toramanı atması ise tam facia idi vedersona her halde küfürden kırmızı verdi ama toramanın pozisyonunda kırmızı kartlı bir şey yoktu. Yine uzatmalardı semihin hiç bir şey yokken yüzünü tutup yere yatması ve alexin diklenişi ile zamanı çok rahat bir şekilde eritti fenerbahçe ve bu sezonki 12324544232. 1-0 lık galibiyetini aldı.

Haftaya bursayı yenip elimizle feneri şampiyon yapacağımız konuşuluyor ancak kasımpaşa eğer benim izlediğim maçlarda ki gibi oynarsa fenerbahçeyi yener gibime geliyor.

18 Nisan 2010 Pazar

Fenerbahçe-Beşiktaş


1 haftalık geri sayım sona erdi ve derbi günü geldi çattı, haftanın başında beşiktaş için çizilen kötü sakatlık senaryolarının yerini şuan da alınabilecek bir galibiyet aldı, fenerbahçe cephesinde ise gökhan gönül dışında sakatlığı bulunan oyuncu yok.

Peki maç nasıl gelişecek işte burada Mustafa Denizli'nin kafasını çözecek kadar yaşlanmadım daha söylediğimin tam tersi çıkabilir bir anda ancak şu da bir gerçek inönü'de ki oyuna yakın bir maç bekliyorum. Bir kere alex'i finkle adam adama markaj edip durdurmaya çalışacak, inönü stadında çok başarılı olmuştu, hatta fink kendisini ölesine unutturmuştu ki attığı golde topa vururken çayı kahvesi eksikti bir, bunun dışında beşiktaş defansı geride kurup bekleyecek ve kontra vey a duran toplardan gol arayacak. Belki saçma gelebilir ama eğer beşiktaş maçı kazanacaksa maçın adamı ya serdar özkan olur yada holosko.

Fenerbahçe cephesine baktığımız da ise Daum'un ilk maçtaki hatalarından ders almış şekilde bir sistemle sahaya çıkacağını düşünüyorum. Öncelikle markaj altında genellikle kaybolan alex'in açacağı boşluklara emre yada selçuk'u sokup süpriz golcüler çıkartacak özellikle büyük maçları seven emre ve selçuk içinde bu rol biçilmiş kaftan, bunun dışında her ne kadar fenerbahçe defansının çok geride kurulmasını eleştirsemde kötü gittikleri dönem de içinde bizim maçında bulunduğu dönemi 1-0 'lık galibiyetler ile geçtiler ve genellikle pozisyonda vermediler, bilica'nın bu sistemde kendini bulması, beklerin daha az çıkması, ve tabi ki lugano'nun dönüşü burada çok önemli bir faktör. Fener bizim maçlarda başladığı bir şekilde başlarsa maç ilk yarıda kopucaktır.

Son olarak skor tahminiyle bitirim gönlüm beşiktaş galibiyeti yada beraberlik desede fenerin kriz ortamlarını çok iyi yönettiğini gördüğüm için bu maçı fenerin 2 , 3 farkla kazanacağını düşünüyorum.

29 Mart 2010 Pazartesi

Helal Olsun Başkan

Fenerbahçe maçından sonra yöneticilerin ve spor yazarlarının Cüneyt Çakır'a yüklenmesinden sonra Başkanın 'bırakın bunları sanki biz çok iyi top oynadıkta hakem baltaladı' tarzı açıklamalarını takdir ettim.

28 Mart 2010 Pazar

Galatasaray 0-1 Fenerbahçe

Mağlup olunan maçın ardından kızgınlık söylenmiş bir kaç söz duymak isteyenler okusun.

Balık baştan kokar abi kaç gündür günlük güneşlik olan hava bir anda inanılmaz bir yağmura bıraktı kendini, ardından Rijkaard'ın ilk 11'i bize ulaştı ki bu maçı yenemeyeceğimizin ilk göstergesiydi. Orta sahada top oynamak yerine bozacak adamlarla kuran hocamız (selçuk ile mehmet'in neyini bozucaksa artık) üstüne birde ileri 4'lüye de geri gelmeyin deyince maçta Fenerbahçe topa daha fazla sahip olmaya başladı. (Hani sezon başından beri felsefemiz topu ayağımızda tutmak pasa dayalı oynamaktı ya!) Bu kadar olumsuzluğa rağmen Fener o kadar kötüydü ki pozisyonlar bulmayı başardık ama gol gelmedi.

İkinci yarıda tahmin edemeyeceğim bir şey oldu hoca ilk kez bizi yanılttı Arda girerken Topal kenara gitti belki bu değişiklik bize maçı getirecekti öyle ki Arda girdikten saniyeler sonra Santos boş kaleye topu atamadı. Zaten ne olduysa o dakikadan sonra oldu takım ruhu diye bir şey kalmadı topu alan play station oynarmışcasına gitmeye başladı hoca'da bunu seyretti bizim gibi işte o dakika da derbilerin adamı selçuk 40 metreden topa vurdu Leo kale arkası kapalıdan bir hatun kesiyordu herhalde topa atladığında top ağlardaydı zaten, ( bu sene beşiktaş maçı dışında iyi bir maçı yok zaten).

Golü yedikten sonra tribün de futbolcularda kenar yönetim de tek kelimeyle iflas etti. Şuursuzca atılan uzun toplar Fenerlilerin yerde yatması derken 90. dakikada Volkan çıkarttığı şuta kadar hiç bir şey olmadı. Orada uyandık adeta ama çok geçti artık. Bu arada Volkan'ın götüyle topu düzeltişi tam bir Kartallı hareketiydi ben olsam aynısını yapardım hatta daha ağırını yapardım, tepki gösterenler olucaktır ama kimse kusura bakmasın ben ezeli rakibe 10 maçtır içerde beraberlik bile vermesem deplasmanlarda son 10 maçta galibiyet-mağlubiyet sayım aynı olsa o topu başka yerimle oynarım arkadaş.

Bu dakikadan sonra şampiyonlukla ilgili lakırdılar edilmeyecek ve artık önümüzdeki sezonun planlaması yapılacak ben başkanın yerinde olsam yapacaklarım;

1-hocayı göndermek: bu olmaz bir kere camia ve taraftar çok benimsedi Rijkaard'ı herhalde mevcutta bulunan Barcelona furyasındandır ama ben Madridli olduğum için gönderirdim
2-Mustafa Sarp,Servet Çetin,Leo Franco,Barış Özbek,Ayhan Akman bunların hepsini satış listesine koyarım kiralık alınan Jo,Santos ve Caner'e teşekkürlerimi sunarım.Transfer politikamda topla oynama becerisi olan en azından pas atmayı bilen oyuncuları almak üzerine kurarım
3-Adnan Sezgin'i görevden alırım. Profesyonel tarz bize uymaz abi gaz vericek adam lazım bize
4-Oyuncuların parasını yatırmam. Ne zaman başarılı olduysak paralar ödenmiyordu kenetlenme oluyordu dikkate almak lazım!

Maçtan sonra telefonu açmadığım yada cevap atmadıklarım kusura bakmasın, sinirle onlara bir şey sölerim diye cevap vermedim , hade eyvallah

Galatasaray-Fenerbahçe

Maç günü yazı yazmak pek adetim değildir ancak bugün totem yapıp yazıyorum şuana kadar kritik maçlarda yazmadım ve yenemedik. Ayrıca bu yazı projeyle uraşmaktan bunalan bünyem içinde gayet iyi bir kaçış noktası oldu.

Öncelikle güne iyi haberle başladık Emre'nin maçta oynamayacağı kesinleşti. Fenerbahçe orta sahası şimdi kıvama geldi yoksa orta da bize çok büyük üstünlük kuracaklardı. Selçuk ve Mehmet Topuz'dan oluşan orta sahayada üstünlük kuramıyorsak zaten yenilelim abi.

Sabahtan beri Ntvspor izliyorum, farklı 11'ler dönüyor rijkaard'ın 4-4-2 oynatacağı konuşuluyor. Arda 18'de var ancak 11'de olup olmicağı belli değil. Tek dileğim Servet ve Sarp oynamasın hade eyvallah

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails