Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2019 Çarşamba

Bir Umuttu Yaşatan İnsanı

Hiç bi kere hayat bayram olmadı ya da
Her nefes alışımız bayramdı
Bir umuttu yaşatan insanı
Aldım elime sazımı


Nejat Yavaşoğullarının yazıp besteleyip Bulutsuzluk Özleminin yorumuyla dinlediğimiz enfes eser gibi bir Galatasaray var bu sezon. Her maça büyük umutlar, büyük beklentiler ile hazırlanıp, maç sonrasında hüsranı yaşıyoruz.

Kağıt üzerinde içerdeki PSG maçı umut etmediğimiz, hayal kurmadığımız, fikstürde yokmuş gibi davrandığımız maçtı. Ama oynanan oyun bu takımdan umutlanmamız için bir kaç sebep sundu.



İlk 11 ' ler açıklandığında twitter Türkiye gündeminde 4-4-2 neredeyse ilk sıraya kadar yükselmişti, ancak sahaya çıktığımızda savunmada 5-3-2 hücumda ise 3-5-2 dizilişi ile sahaya yayılıyorduk. Maçın ilk 15 dakikası da bu yeni sistemin doğum sancılarını çekerek arka arkaya pozisyonlar vererek geçti ancak 15 dakikadan sonra takım yavaş yavaş sisteme adapte oldu, ilk 15 'de kaptan Muslera yaptığı kurtarışlarla takımı ayakta tutarken, 15. dakikadan sonra Seri ondan beklediğimiz oyunu yavaş yavaş ortaya koydu ve N'zonzi ile berabere yavaş yavaş orta saha hakimiyetini almaya çalıştı. Almaya çalıştı diyorum zira iki takım arasında fersah fersah kalite ve oyun ezberi farkı vardı. Ancak PSG'nin maçın geri kalanında kalemizde hegomonya kuramaması bizim için sevindiriciydi.

Maçın 2. devresinde beklenen golü yedikten sonra takımın hücumda neler yapabileceğini de test etmiş olduk, ve ne yazık ki bu güzelim orta sahaya eşlik edecek bek oyuncularımızın olmadığını bir kez daha gördük. Yuto savunma görevlerini vasat seviyede ifa ederken, her hücum çıkışında saçma sapan ortalar kesmeye devam ederken, Gariban Reis Mariano artık yaşınında getirdiği atletizm yoksunluğu ile hücuma gerekli desteği veremedi.

Ayrıca Babel ben merkezli oyununa devam ederken, Falcao'nun bu maçtada ceza sahası içerisinde topla buluşturulamaması ve Belhanda'nın oyun liderliğini alamaması gol yollarında etkisizliğimizin sürmesine nedenler olarak gösterilebilir. Ancak bunlar aşılamayacak sorunlar değil!

Maçın çok analiz edilecek bir tarafı yok, beklenen sonuç oldu, bu saatten sonra taraftar olarak yapmamız gereken hocaya güvenip, bekler olmadan merkezden hücum planları oluşturabilen bir takım inşaa etmesi, yapabilir mi? Elbette yapabilir...


18 Eylül 2019 Çarşamba

Brugge

Avrupa'nın en güzel kentlerinden biri ayrıca en troll kentlerinden biridir Brugge. 2010'da ki interrail duraklarımdan biriydi, kente adım attığımda sokaklarda insan görememiştim, hostel görevlisine neden sokakta öğlen vakti hiç insan olmadığını sorduğumda "dün gece kentte büyük bir parti vardı herkes uyuyordur " cümlesi ile beni dumura uratmış akabinde otel lobisinde çalan Emrah-Elin narin şarkısı ile troll seviyesini üst noktalara çıkaran, gitanes sigarasını enfes belçika çikolatası eşliğinde tüttürebileceğiniz, endülüs soslu patates kızartmasının dibine vurulan   her faninin ziyaret etmesi gereken bir kent vesselam.

Galatasaray 2019-2020 Şampiyonlar Ligi grup aşamasının ilk maçında bu özgün kentteydi, pek tatmin etmeyen oyun ve 1 puan ile İstanbul yoluna şu dakikalarda çıktı.


Maça yukarıdaki gibi savunma güvenliği öncelikli bir anlayışla çıkmıştı Fatih hoca ilk 10 dakikadaki baskı hariç pas yaparak ilk devrenin geri kalanını kontrol etmeye çalıştı ve görece başarılı oldu diyebiliriz. Takım hücum etkinliği gösteremedi belki ama %55'i geçen bir yüzde ile topa sahip olarak ciddi bir baskı yemedi. Ancak özellikle Yuto'nun çıktığı 3 hücumda, Yuto'nun her zamanki gibi isabetsiz bir ortasının akabinde Brugge takımı topu kaptıktan sonra Yuto'nun arkasına atılan 3 top ile net gol pozisyonları yakaladı. Bek performansımız dip yaparken, beklerin bu isabetsiz ortalarını Seri yeterince sert olsa teker teker toplar yada Brugge'un bu dönen topları bu kadar rahat oynamasına müsaade etmezdi, Seri'nin sertleşmesi gerekiyor.

İkinci devrenin hemen başında bir 2'li mücadelede gözüne darbe alan -ki maç öncesinde kondisyonunun 60 dakika olduğu rapor edilen - Lemina'nın yerine Emre Mor oyuna dahil oldu ve Galatasaray dizilimi aşağıdaki gibi oldu.


Beklenmedik bir biçimde bu dizilim Brugge takımına inanılmaz ters geldi özellikle Emre Mor'un beyinciksiz bir bıldırcın misali yaptığı driplingler Brugge sol kanadını zorladı. Bu bölümlerde daha etkin bir Falcao olsa gol bile gelebilirdi ancak Falcao bu maç çok kötüydü, maç sırasında Falcao diye Burak Yılmaz'ı mı aldık herif ofsaytta uyuz köpek gibi kaşınıyor cümlesi ağzımdan dökülü verdi. Yeni dizilimden sonra orta sahaların biraz düşüp git gele dönüşen maçta gol atmaya kimse muvaffak olamadı ve maç başladığı gibi bitti.

Futbol açısından beklentilerimin yine karşılanmadığı -hatta yenmemiz gerektiğini düşündüğüm bir maçtan 1 puan alarak Avrupa Ligi biletini cebimize koymuş olduk, ancak Fatih hocanın bu ham madenlerden oluşan kadroyu bir sarraf zerafeti ile işleyip göz kamaştırıcı bir ziynet haline getirmesi için epey uzun bir yol gözüküyor.  


3 Ekim 2013 Perşembe

Zafer mi? Hezimet mi?



Yeni ayılıyorum, doğrudur, dün çayı fazla kaçırdım net, zaten boktan bir haber aldım, en yakın arkadaşım 2 ay daha sahalardan uzak kalacaktı, chrismas olmasa ömür billah tutacak ibneler orda her neyse....

dedim ya zaten üzgünüm bide galatasaray mahkum oynuyor, kalbim iyice sıkışıyor, eyvallah juventus ile torino'da oynuyorsun da bildiğin shaktar karagandy muamelesi yaptı adamlar bize...

maçın başındaki vucinic semih kaya sakatlıkları herhalde bizim hayrımıza oldu....maç boyunca tek kelime etmeden durdum çünkü gökhan zan için , nazar değmesinden korktum, yine geldiğinden beri beğenmediğim chedjou çok iyi işler yaptı iyi bir tandem oluşturdular gökhan ile, eboue bildiğimiz gibiydi, yine acı eşiği düşük, yine temposuz, kaptan hakan balta ise hocanın verdiği taktikten olsa gerek orta sahayı pek geçmedi...

takımın müdürü sneijder'e bir de diğer müdür riera eklenince direncimiz tamamen düşmüştü ne zaman yiyecez diye bakarken Buffon çok önemli bir hata yaptı ve Drogba affetmedi.

o ana kadar herhalde izlediğim en iyi takımlardan biri idi o juve 3-5-2 düzeni ile sahayı müthiş parsellediler, ayrıca topa sert bir oyun ile bizim oyuncuları hiç döndürmediler, ikili mücadelelerin tamamını kazandılar, ancak büyük bir defans hatasından gol atabilirdik o da olmuştu.

2. devre korkunç şekilde devam etti, uzaktan atılan bir juventus şutunun tekrarını izlerken canlı yayına dönüldüğünde yeniden juventus atakları izliyorduk, nordin amrabat hamlesi hiç bir işe yaramamıştı. dakikalar geçtikçe benimde maçı kazancağımıza olan ümidim artarken önce amrabat'ın gereksiz yaptığı penaltı, arkasından yediğimiz duran top golü ile maçı kaybettiğimizi düşündüm herkes gibi, o anda sahneye yine drogba çıktı ve topu öyle bir yere indirdiki umuta topu ağlara göndermek kaldı, nihayetinde 2 pozisyon bulduğumuz maçı 2 gol ile bitirip italyanlara italyan işi yaptık....

bu bir zafer mi bilemedim? bu kadar silik bir futbol oynadığımız tamamen savunma yaptığımız bir maçı zafer olarak göstermek ne kadar doğru?

maçta dikkatimi çeken şeyse drogba'nın da tıpkı hakan şükür gibi rakip defans oyuncuları üzerinde inanılmaz bir korku salması oldu. adam hakikaten büyük topçu özellikle bugunkü terim fotoğrafından sonra 2 kat daha saygım arttı keşke bize 3 sene önce gelseydi

23 Mayıs 2010 Pazar

En Büyük Inter

Diego Milito tam bir italyan takımı santraforu gibi oynadı, yakaladığı 2 pozisyonu da affetmedi, inter barça deplasmanın da oynadığı nefis defans futbolundan parçalar sundu, robben delmeye çalıştı başaramadı, şampiyon inter oldu.

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Champions League Final 2010

Hangisi kazanacak ? Bu soruya cevap vermek, benim integral çözmem gibi bir şey... Tek emin olduğum bir konu var birbirlerinin içini biliyorlar, yanına tercüman olarak gelen, daha sonra yardımcı antrenörün olan ve şimdi seninle top-class antrenörler arasında gösterilen biriyle mücadele etmek, hele ki bu ki Mourinho gibi bir karaktere sahipse, Van Gaal'in işi çok zor emin olun, ben Mourinho'nun elinde 10 farklı imha planı olduğuna eminim!

29 Nisan 2010 Perşembe

Jose

''Şampiyonlar Ligi benim için hayal değil, ancak inter için bunu başarmak istiyorum''

Bu sözleri maç öncesinde yapılan basın toplantısında söylemişti Jose, onun klasikleşen sağa sola laf sokan basın toplantılarından biriydi ancak bu sözleri cımbızla alınacak cinstendi. Laporta ise maç önce tarzının dışına çıkıp jose'yi ucuz psikologlukla suçluyordu. Barcelona'nın bu kadar rahat olmasının nedeni belki de karşılarına çıkan her takımın mağlubiyeti kabullenmesinden geliyor.

İşte bu yargıyı kıran dün geceye kadar tek takım olan Chelsea'nin yanına o Chelsea'nin yaratıcısı şimdi ki İnter hocası Jose ve takımı eklendi. Geçen yıl bu dönemlerde hakemin çok tartışıldığı bir maçın ardından Barcelona finale çıkmıştı. İki maçta da messi ve barcelona'nın nasıl durdurulacağının dersi Guus Hiddink ve Chelsea tarafından bize verilmişti. İşte tarih tekerrür etti, yine taktisyen bir hoca, ve bu sefer zaferle sonuçlanan maçlar.

Maçı izlediğimiz cemiyette herkes Barça sempatizanı idi, ancak Barça'lı oyuncular öyle çirkin işler yaptılar ki maç içerisinde Ersin Düzen'in attığı tweet her şeyi anlatıyordu, dünyanın her yerinde maç kazanmak için her yol mübah, pedro kötü bir filmin nasıl gişe yaptığını bize gösterircesine çok kötü bir oyunculuk ile kendini atarken daha 28. dakika da 10 kişi kaldı inter, kameralar direk mourinho'ya çevrildi, jose gülümseyerek kulübeye yürüyordu sanki izlediği komedi filmini tekrar izleyen bir adam gibi.

10 kişi kalmak İnter'in oynadığı topu pek etkilemedi zaten inter top oynamıyordu Jose'nin amacı belliydi, kendi yarı sahasında boş alan ve adam bırakmamak, tıpkı fatih hocanın 2000 yılında uefa finali öncesi takıma bir kaç kez bağırarak söylediği şeyi yapıyordu inter tek farklı interin hiç ileri çıkmaması idi. Bana Guardiola sürekli kendi yarı sahasında bekleyen rakibe karşı stoperlerini de ceza sahasına gönderme olayında geç kaldı, 80 yerine 70 de bu riski alsa maç ve tur barça'ya gelirdi eminim çünkü bu kadar düzenli ve senkronize defans yapan bir takıma karşı çok farklı bir şey yapmanız gerekmektedir, pique'ye söylecek lafım yok, attığı golü bizim ligde kaç forvet atabilir ben yazim yazıyla rakamla sıfır (0).

Her ne kadar ilker yasin topun toure'nin eline çarpmadığını söylesede, elle oynama vardı orada ve hakem iyi yakaladı yine bir hakem faciasını bünyem kaldırmazdı, bir de ilker yasin artık anlatmasın maç lütfen staddan sanki aşiretler halinde insanlar ayrılıyor maç sırasında önce 101 bin sonra 98 bin sonra 95 bin bu ne abi böyle, hikmet karamanda barça futbolunu ilk kez izliyor herhalde çok ilginç 25 metrede oynuyorlar çok ilginç, hocam günaydın adamlar 2 senedir bu şekilde oynuyorlar.

Maç sonu ise hepimiz Akdeniz ülkesiyiz dedirten sahneler yaşandı, barçalılar üzüntüden yere kapanırken interli oyuncular tur atmaya, portekizli jose ise barça kapalısının önüne giderek bir gladyatör gibi dimdik karşılarında durdu, bu sevinç gösterilerinin arasında laportadan gelen bir aziz yıldırım hamlesi bizi hiç şaşırtmadın sahanın fıskiyeleri çalışmaya başlamıştı acaba yayıncı kuruluşun kablolarını da kesmişler midir? Alt komşu çok ses çıkardığımızı söylüyor ben kaçar !

28 Nisan 2010 Çarşamba

Adolf ?

Lyon'un Sebosu
Lyon galibiyeti sonrası tüm takım taraftarları selamlarken


7 Nisan 2010 Çarşamba

Ay lav dis geym for çempiyins lig !!!!!


Bu lig olmasa inanın futbolu güzel yapan, heyecan katan, kitleleri peşinden sürükleyen özelliklerini unutacağız. Evet teknoloji gelişti artık bütün ligleri takip ediyor, hatta yetinmiyor bahis bile oynuyoruz ancak kendi ligimiz normal olarak kamoyunu inanılmaz meşgul ediyor ve genellikle de oynanan futbolun aksine hakemler, yöneticiler, demeçler konuşuluyor, işte bu anlarda şampiyonlar ligi imdadımıza yetişiyor adeta. Sırf çeyrek finaldeki maçlar bile bizim ligimizde oynanan iyi maç sayısına eşittir, ki buradaki iyi maç tanımını da sorgulamak lazım united-münih eşleşmesinin ve arsenal-barça eşleşmelerinin 2 maçıda inanılmaz heyecana sahne oldu bizi futbola tekrardan bağladı, sınavlara çalışmamızı engelledi belki de ama olsun 90 dakikalık mutluluklara ihtiyacımız var şu günlerde...

6 Nisan 2010 Salı

OUT OF THIS WORLD: LIONEL MESSI


Büyüklerimiz anlatır Beckenbaue böyle topçuydu, Johan Cruyff böle oyuncuydu, Gerd Müller böle forvetti, Maradona şöle inanılmazdı. Bu lafları bizde çocuklarımıza söylicez herhalde benim için Zinedine Zidane hala bir numaradır ama bu adam eğer çok büyük bir mucize olmassa Zidane'ı geçicek gibi.

Bu aralar inanılmaz formda maçları özellikle Camp Nou'daki maçları tek başına domine ediyor. Son kurban Arsenal oldu. Barnebau'da Madrid'in bir şansı varsa o da Ronaldo'nun en iyi olduğunu ispat etmesiyle gerçekleşir ancak.

Son olarak arsenalmania adlı twitter kullanıcısının sözleri ile bitiriorum.

'' It almost feels like someone has turned on God mode for Messi, or edited all his values to be 20 in Championship Manager.''

P.S. Shevchenko'dan sonra bir Şampiyonlar Ligi maçında 4 gol atma şerefinede ulaştı yakında blogun adını yinemessi diye değiştirebilirim

Rooney hem Var hem Yok


Yıldız forvetin Bayern Münih ile oynanacak Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final 2. maçında riske edilmeyeceği açıklandı.

Ronney ilk maçta takımını öne geçirmiş ilerleyen dakikalarda da sakatlanmıştı. Ronney'siz çıktığı maçta United evinde Chelsea'e 2-1 mağlup olmaktan kurtulamadı. Buna rağmen menejer Sir Alex Ferguson Rooney'in yeterli kondisyonda olmaması ve sakatlığının tam iyileşmemesi nedeni ile Bayern maçında oynatmak gibi bir kumara girmeyeceğini söyledi ve yapılan son idmanda da yer almadı.

Bunlara rağmen Rooney maçta yedek kulubesindeki yerini alıcak, maç kazanma maçı olduğu için duruma göre riske edilecek.

31 Mart 2010 Çarşamba

Londra'da Bir ERTEM ŞENER


Evet sıcak sıcak yazıyoruz maç yeni bitti bizde üşenmedik Star Tv spikeri Ertem Şener'in incilerini not aldık bakalım neler söylemiş;

Almunia 2. dunya savasi ile ilgili cok buyuk bir kolleksiyonu varmis ve siyah beyaz filimlerin hastasiymis.
Guard'ola göreve geldiğinde ilk işi messi'i pizza ve bilgisayar oyunlarından vazgeçirmek olmuş.
Fabregas'ın 4 numaralı formayı seçmesinin nedeni Guardiola hayranı olması odasında 4 numaralı Guardiola forması asılı diyor.
Saha 113 e 76 Dani Alves koşarken hatirlatim
Lionel Messi bu bir bu iki
Arshavin bir micheal jordan hayranı olduğu için onun numarasını almış ve koyu bir barcelona taraftarıymış
Arshavin üniversitede moda üzerine okumuş bitirme tezi spor giyim ürünleri üzerine yapmış
Arsenal bu maça kadar şampiyonlar liginde topu ayağında en fazla tutan takım, bu maçta barcelonaya karşı mahçup
İbrahimoviç,İsveç'te gelenek haline gelen futbolu kendi ülkende bırak kuralını oda uygulayacakmış Malmö'de
Vietnam'da dahifutbol okulu var .... komşumuz yunanistan'da da.
Gol iniesta Londra yasta sözü o zaman söylenmişti
Bir çift ciğeri daha olsa yetişmesi çok zor alves bile olsa
Henry demişki Ben her zaman arsenalli olucam evimde bir maç izleniyorsa kesin arsenal maçıdır
Xavi bir tur rehberi gibi herkesi peşine takıyor
Arsene Wenger'in de kalbi ağzında atmaya başladı
Barcelona yine mevsim normallerinin üstünde oynuyor
Bugün Barcelona takımında herkes Messi
kalabalık bir baraj neredeyse barcelona tribünüde girecek barajı
Fabregas'ın babası Benfica'nın eski kalecilerindenmiş ama şuan hayatta yok vefat etmiş kendisi
Wallcot'un forması hayranı olduğu Henry'nin forması
Henry; Arkadaşlarım bana mesaj atıp duruyor Messi insan mı diye bende onlara sahadayken bende anlayamıyorum diyorum

17 Şubat 2010 Çarşamba

CHAMPIONS LEAGUE : TUESDAY

Şampiyonlar Ligi ilk turu 2 maçla başladı, gecenin ilk maçında Manchester United geriye düştüğü maçı 3-2 kazandı.Scholes'un şansıyla attığı golden Manchester'in girdiği pozisyonların gol olması Milan için tam ızdırap gecesiydi.Rooney'i ise gecenin yıldızıydı attığı 2 gol ile Ronaldinho'dan sahneyi aldı.
Gecenin diğer maçında Real Madrid Lyon deplasmanında yine mağlup oldu.Real madridin bu durumu bizimkilerin fener deplasmanına dönmeye başladı yavaş yavaş. Lyon'da ön libero Makoun'un attığı gol sonucu tayin etti.




Bunlarda İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails