süper lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
süper lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2020 Pazartesi

Az Kuru Az Pilav Çeeek!

Evet bu iğrenç espiriyi artık yapmanın vakti gelmişti, Onyekuru'yu diyorum tabi ki , kendisine atılan berbat paslarda bile fiziksel anamolisi ile fark yaratıp pozisyon yaratan ancak kuvvetsizliğinden final paslarını veremeyen veya bitirici şutlarını çekemeyen Onyekuru...Kendisine döner pilav öneriyorum kuvvetlenmesi için

Berbat girizgahımızı da yapmışken maç hakkında da bir 2 kelam edelim, öncelikle Gençlerbirliğinin nasıl savunacağını göremeden gelen duran top Donk golü (ki ben bu golü 86. dakikada bekliyordum) maçı bizim açımızdan kaymaklı ekmek kadayıfına dönüştürdü. Soldan Onyekuru'nun koşularını besleyen Seri'ye , Merkeze çekilip Gariban Reise (Mariano) alan açan Soso eklenince, maç halı saha maçından hallice bir rahatlıkta geçti.

Onyekuru her ne kadar pas veremeyip şut atamasada, rakip savunma için öyle büyük tehdit ki rakip bek bir kez bile çıkamadı onun korkusundan, bu kadar iyi orta saha ve sağ bek performansının yanına gole aç bir falcao eklenince izlemesi biraz çıldırtan çoğunlukla güldüren bir oyun ortaya çıktı.

Galibiyet serisini 8 maça çıkarmak mühimdi bu başarıldı. Şimdi sırada Sivas deplasmanı var ve bu maç aslında 10 puan gerideyken kafamada kurduğum hedef maçtı. Günün şartlarına bakıldığında o zamanki ehemmiyetinde olmasada galip gelinmesi durumunda Sivasın şah damarının kesileceği kanaatindeyim.

25 Şubat 2020 Salı

Bahar Geldi ! Hoca Geri Döndü

2020 gerçekten enteresan başladı benim için, 2019 son aylarında 30 yıllık yuları çözmek için askere gitmemle başlayan süreç ve 2020 Şubatında Nişanlanmam ile evlilik yoluna girişim. Evet ben ve evlilik kelimeleri en az Galatasaray'ın Kadıköy'de galibiyet alması kadar garip duruyor. Ama 2020 yılında ikisi de gerçekleşti beni çok mutlu ederek.


Sahaya cüretkar bir 11 ile çıkan Terim, haftalardır Fenerbahçenin muzdarip olduğu problemleri çok iyi etüt edip oyuncuları bu konuda çok iyi çalıştırmış. Attığımız korner golünda Falcao'nun ön direk koşusu ve Feghouli'nin Amerikan Futbolu savunma oyuncuları gibi 2 oyuncuyu bloke ederek Donk için konforlu bir alan oluşturması derslikti.


Esas konuşulması gereken ise ana oyun planı olan Onyekuru'nun half space koşularıydı.

half space ile ilgili görsel sonucu

Onyekuru maçın 30. saniyesinden itibaren sürekli olarak half space bölgelerine depar atarak pozisyonlara girdi, tabi ki burada fener savunmasının birbirine alışkın olmaması, pozisyonu olmayan oyuncuların oynamaması, ilerde pres yapılmaması ve rahat top atılmasına sebep verilmesi gibi nedenler sayılabilir, ancak bunlar bilinse de sahada bunları ısrarla başarıyla uygulamak takdire şayan bir durum ortaya çıkarttı. Onyekuru 4-5 gol atıp derbi tarihine geçicek bir performansı gösterecek pozsiyonlara girse de biraz yetenek noksanlığı onu sadece 1 golde bıraktı. Bu noktada Falcao'ya da parantez açmak lazım, Serdar Aziz onunla birebir oynasa da vücuduna atılan her topta Serdar'a üstünlük sağlayıp Onyekuru'ya alan açıp onu beslemeyi bildi, ve sakatlık olmasa takıma nasıl inanılmaz bir katkı sağlayacağının pırıltılarını verdi.

Nihayetinde 20 senelik galibiyet hasreti 3-1 'lik net bir skor ile gelirken şampiyonluk yolunda inanılmaz bir rüzgarıda takımın ardına kattı. Bundan sonrası yokuş aşağıya ve direksiyonda çok tecrübeli bir Sürücü var.


18 Ekim 2019 Cuma

Gerçeklerle yüzleşme

Skor açısından iyi geçen milli takım arasının akabinde süper lige dönüş heyecan yaratsa da takımın oynadığı oyun yine beni mutlu etmedi.


Milli takım arasından önce oynanan skandal futbolun ardından sakat ve cezalılarda varken hoca yeni oyunculara şans verdi, bu aslında tam bir neşter değil zorunluluktu. Ancak generallerin kenara gelip askerlerin sayısının artmasıyla takımda gözle görülür bir dinamizm artışı gerçekleşti.

Andone hocanın istediği takım savunmasını önde başlatan presi gerçekleştirirken , Ömer bayram hem top kazanması hem topla çıkışları ile takımın diğer maçlarda olan eksiğinin ne olduğunu gözümüzün içine soktu. Takım savunmasında ise değişen bir şey yoktu, 4'lü savunma S.O.S. vermeye devam etti ve Muslera devleşerek takımı ilk devrede ayakta tuttu. Muslera kurtardıkça Sivas daha coşkuyla üzerimize geldi buda arka tarafta büyük  açıklar vermelerine neden oldu ki buradan gollerde geldi.

Emre Mor pas/dripling kararının vermeyi öğrendiğinde büyük oyuncu olacak belki ancak benim gördüğüm belki 30 yaşından sonra bunu öğrenir, bu ayrıntıyı belirtmemin sebebi şu ilk devrede hızlı hücumlarda sadece 1 kez doğru kararı verip babel'i buldu ancak haftalardır takımın el freni olan babel bu pozisyonuda 3 şut fake'i atarak harcamayı başardı.

Nihayetinde ilk devre sonunda tabelada 2-0 yazarken takımda sadece 4 oyuncu (Andone, Ömer, Şener ve Muslera) takımın iyileri olarak öne çıkıyordu. 2. devrenin başında Sivas'ın eksilmesiyle çok rahat bir maç olacağı hissiyatı oluşmuşken GERÇEKLER GÜN YÜZÜNE çıktı.

Takım sanki hazırlık kampı geçirmemiş gibi 60. dakikada fiziksel olarak bitti, Sivasspor özellikle Emre Mor'un yardıma gelmemesi nedeniyle Şener tarafını işlemeye başladı, özellikle 3-1'den sonra hocanın yaptığı oyuncu değişiklikleri ile zaten kötü olan savunma tamamen iflas etti. Oyuna giren Yunus, Seri, Donk neredeyse 0 katkı sağlaması takımı olası bir puan kaybının kıyısından döndürdü.

Bu maç skor açısından iyi bitmiş olsa da oyun açısından umutlanmamız için hiç bir done vermedi, ve geçen sezon ki devre arası kondisyon yüklemesi gibi bir şey yaşanmazsa bu takım Nisan ayında havlu atar.

P.S. Hoca bu sezon hiç olmadığı kadar çekinik ve pısırık duruyor, ve pas futboluna takmış durumda, hocam elinde Andone gibi bir santrafor varken boşver pas oyununu falan bildiğimiz presli dikine oyunumuzu oynayalım biz....

5 Ekim 2019 Cumartesi

Fatih 6222 Terim

Blog yazılarımda giderek Hıncal Uluç kıvamına geldiğimin farkındayım, ancak Terim dönemlerinde üst üste 2 maçımızın 0-0 bittiğini cidden hatırlamıyorum, hatırlatmak isteyen beri gelsin. 

Bugünkü maça gelirsek;


Falcao, Lemina ve Luyindama'nın olmayışını cuma gününden kabullenmişken, bugün Seri'nin de gıda zehirlenmesi yaşaması - bu kadar yatırım yapılan bir adama kuru fasülye pilav mı yediriyoruz abi , yemeksepetinden bozuk tavuk mu yediriyoruz nasıl zehirlenir bu adam- takımın orta sahası için İFLAS anlamına geliyordu öylede oldu.

Allah'ın cezası 4-3-3 diziliminden vazgeçmeyen Terim bu maça özel bir trolleme daha yaparak büyük kaptan Selçuk İnan'ı -PSG maçında takımın biraz hızlı oynaması hocanın hoşuna gitmedi herhalde ki takımın hızını 0'a indirmek için Büyük kaptan Selçuk İnan'ı 11'e aldı- ilk 11'e yazdığında bu maçı izlememe kararı almalıydım evet. Zira insan kendine bu eziyeti yapmamalı.

Ama ne oldu izledim, doğu toplumuyuz , acıdan zevk alıyoruz ya gene izledim bu rezil 90 dakikayı ve artık puzzle kafamda tamamlandı.

Sanırım 10 resmi maç oldu, artık şundan eminim ki bu isim isim çok çok iyi gözüken oyunculardan sadece 4-5 tanesi gerçekten iyi futbolcu, geri kalanlar ya geçen sene son kurşunlarını atmışlar yada zaten o seviyelere hiç gelmemişler. Üstüne bir de kötü malzemeden hiç bir zaman güzel yemek yapamayan Fatih hocam eklenince bu maçla birlikte bu takımdan beklentimi tamamen sıfıra indiriyorum, zira bu takımın yetenek dışında disiplin problemleri de var.

Mariano burada futbol oynamak istemiyorsa -ki bu maçta erkenden duşunu almak için rakibin sırtına yumruk attı- sezon ortası bile beklenmeden transfer tahtası açık olan bir lige yada brezilyaya yollanabilir.

Emre Mor 94. ve 95. dakikalarda dahi topla vedalaşamıyorsa, A takımla idmana çıkması engellenip, 21 yaş altı takım ile hayatına devam edebilir.

Selçuk İnan'ın yapacağı hatanın 10 katını 16 yaşındaki Mustafa Kapının yada Abdussamed Karnutcunun yada Atalay Babacan'ın yapmasına razıyım. Troll hesaplar birde utanmadan Selçuğun ilk devre 38/38 pas isabetiyle oynadığı bilgisini verdiler, arkadaşlar bu oyun matematik değil sahada oynanıyor kağıt üstünde değil gözümüz var Allah'a şükür.

Hoca bu maçtan sonrada bir düşman yaratmak için hakeme , federasyona , ali koç'a falan sayıp söver, cezasını da alır paşa paşa tribüne geri döner. Zaten ona karışan eden , hesap sorabilen biride yok yönetimde, ceza aldıktan sonra bildiriler falan yayınlanır, mağdur edebiyatı yapılır öyle böyle sezonu yeriz.

Ama şuanda şuna çok gülüyorum.

PSG maçından sonra güzel günler yakın demişti Hoca ama başka bir şeyden bahsediyor sanırım, kendisinin şu halinin ve bu kadronun biz taraftarlara güzel günler göstermesi imkansız.

Bu arada Güzel günlerden kastım Şampiyon olmak değil , her hafta Galatasaray maçının gelmesini iple çekmek benim için güzel günler, en son bunu ne zaman mı hissettim? Terim'in 3. gelişinde 2011'de .

Her el papaz pilav yemez

Derbi maçta gösterilen savunma performansından memnun kalan Ersun Yanal kendi evindeki maça da önce yemeyelim nasılsa bir tane sıkarız kafa yapısıyla çıkınca yenen süpriz golü maç boyunca çıkaramadı.


Garry ve Moses'ın yokluğu da belki Ersun hocayı bu düzene itmiş olabilir bilemiyorum, ancak onun beklentisi Dirar ve Isla'nın önlerindeki 60 metreye çok iyi kullanması Ozan Kruse ve Tolga'nın ceza sahasına koşular atmasıydı, olmadı.

Özellikle Dirar'ın sol ayaklı olmamasından mütevellit Fenerbahçe'nin atakları sağ kanattan yoğunlaştı, yoğunlaştı yoğunlaşmasına ama ozan ve isla arasındaki uyumsuzluk hemen hemen her pozisyonda kendini gösterdi sadece bir pozisyonda isla doğru düzgün 0'a inebildi onda da penaltı itirazlarına neden olan pozisyon cereyan etti. Ancak yeni Fifa kurallarına göre bu pozisyon penaltı değildi.

Fenerbahçe'nin ilk yarıdaki uyumsuz görüntüsü bir yana Antalyaspor maça çok iyi hazırlanmış gözüküyordu, topu Fenerbahçe'ye bırakıp pozisyon alan ve hata kovalayan takım Jailson'un orta sahada kaptırılan topu kovalamaması sonucu skor üstünlüğünü de ele almış oldu. Bülent hocanın planı isviçre saati gibi tıkır tıkır işliyordu.

Ikinci yarıya Zajc-Tolga değişikliği başlayıp topu daha hızlı dolaştırıp boş alan yaratmaya ve Antalya'nın yerleşimini bozmayı hedefledi Fenerbahçe. Bu değişiklik de temelde doğru gözükse de sahaya çok da net yansımadı. Bu bölümde Antalyaspor Fenerbahçe'nin plânlı olmayan ataklarına karşı yerleşiminde boşluk vermedi. Antalya boşluk vermediği gibi Fener kalesinde tehlikelerde yarattı ancak kaleci Altay kalesinde devleşen kurtarışlar yaptı.

İkinci devre bize bir kez daha gösterdi ki Zanka açık alan savunmacısı değil, Ankaragücü'nün zorladığı defans hattını çok iyi çalışan Bülent hoca takımına ince dokunuşlar yaparak -ki Antalyaspor'un kadro kalitesi gerçekten çok kötü- galibiyeti tattırmış oldu. Bülent hocanın geçen sezondan bu yana bu takımla başardıkları mucize gibi.

Fenerbahçe rakiplerinin avrupa mesaisinde bu kaybettiği puanları çok arar ben söylim, Ersun hoca garry ve moses 'ın olmadığı maçta ferdi'yi oynatmayacakta ne zaman oynatacak, bu çocuk zafer purosu olsun diye alınmadı en nihayetinde. 

Ve son olarak Fener bu maçı kazansaydı net bir mesaj vericekti Galatasaray'a o mesajı yollayamadı yarın Galatasaray galip gelirse, rüzgar bir anda Galatasaray tarafına geçebilir.

28 Eylül 2019 Cumartesi

Galatasaray-Fenerbahçe Maç önü

Sezonun en çok heyecan yaratıp hiç bir şey vermeyen dönemine yani Fenerbahçe-Galatasaray derbisine geldik. İki takımda 2013 yılından bu yana oynanan derbilerde güzel futbol gösteremediler, işin ilginci 2000'li yılların başlarında futbol açısından fukara olan maçlarda gerginlik olur kavgası dövüşü vs. konuşulurdu, son yıllarda bu da ortadan kalktı, iki takımda birbirinden korkarak, çekinerek, önceliği gol yememek olarak sahaya çıkıyor.

Sezonun henüz 6. haftası olmasına rağmen sezonun gerisi açısından kazananın büyük bir rüzgar yakalayacağı aşikar özellikle Beşiktaşın yönetim, teknik direktör Trabzonspor'un da sakatlık sıkıntısı çektiği bu sezonda şampiyonluğun bu 2 takımdan birine gideceği %99 ihtimal gibi bir şey dolayısıyla bu maçında bize güzel futbol vaad etmeyeceğini peşinen söyleyebiliriz. Temaşa açısından Pazar günü oynanacak Trabzonspor-Beşiktaş maçı daha vaatkar.



Saha içerisine gelirsek, evet yukarıda görüldüğü gibi maç başlangıç takımları bekliyorum. Galatasaray Stoperlerini ve beklerini de orta sahaya yaklaştırarak alanı daraltıp ilk dakikalarda büyük bir baskı kurmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Fenerbahçe'nin bu baskıyı kırmak adına Gustavo-Emre-Tolga 3'lüsü ile merkezi tutmaya çalışıp, Gustavo ve Emre'nin uzun topları ile Kruse Tolga ve Moses'i koşturmayı planlayacaktır.

Son yıllarda Şampiyonlar Ligi'ni esas alıcak olursak - ki büyük liglerde de böyle- büyük maçlarda topa daha az hakim olan takımların istediği sonuçları aldığını görüyoruz, bunun en temel sebebi topa hakim olunduğunda topa mahir oyuncularınız yoksa hata yapma ihtimalinizin artması ve kaptırılan topların 3-4 pas ile hemen kalenizde pozisyona dönüşmesidir. Ayrıca organize hücum etmenin organize savunma yapmaktan çok daha fazla tekrara ihtiyaç duyması bir başka neden olarak gösterilebilir.

Bu kadar genel futbol kelamı ettikten sonra maç özelinde Galatasaray'ın maçı kazanacağı tek senaryo geçen seneki gibi 2-0 öne geçmesi olarak gözüküyor, her ne kadar geçen sezon maç 2-2 ' e gelse de bu sezon ki kadro böyle bir avantajı elinin tersiyle itmez, doğal olarak Galatasaray ne yapıp edip ilk devrede dengeyi bozmaya çalışacaktır.

Fenerbahçe ise skor ne kadar süre eşit giderse avantajını o kadar arttıracaktır, hatta ve hatta Ersun Yanal 60. dakikaya 1-0 geride girilmesini bile kabul edebilir, nihayetinde inanılmaz formsuz durumda olan Fatih hocanın oyuna müdahalede geciktiği yada yanlış müdahale ettiğini bu sezon bir kaç kez gördük. Dolayısıyla yarın ki maçta Max Kruse Fenerbahçe için maçın en kritik adamı olarak ortaya çıkıyor, geri dönüşlerde adam paylaşımı doğru yapılmazsa Kruse'nin bunun cezalandırabileceği apaçık ortada.

Ezcümle, yarın ki maçın ne kadar eğlenceli olacağı tamamen Galatasaray'ın temposuna bağlı, o temponun artması içinde teknik-taktikten ziyade Türk Telekom Arena tribünlerinin çok formda bir maç geçirmesi gerekiyor, zira Galatasaray'ın bir numaralı silahı ne yazık ki sahada değil Tribündeki taraftarı. 

24 Eylül 2019 Salı

Üçlü Forvet #13. Bölüm : Fikret Orman ! Ve Avrupa'da Takımlarımız

Fikret Orman'ın istifası ve bu hafta oynanan Avrupa maçlarını ve lig maçları hakkında keyifli bir sohbet geçirdik. Keyifle dinlersiniz umarım.


23 Eylül 2019 Pazartesi

Eski Sevgiliden Hayat Öpücüğü

beşiktaş başakşehir ile ilgili görsel sonucu

Hafta içindeki Avrupa Ligi mesaisinin ardından Pazartesiye sarkan fikstürden takımların durumları itibarıyla Beşiktaş-Başakşehir maçını tercih etmiştim, ancak ilk devre uyumamak için kendimi çekirdeğe vermek zorunda kaldım. Öyle ki devre arasında Metin Tekin, Önder Özen ikilisi ilk devre hakkında ne diyecek diye merak ederken Önder hoca " ilk devrede değerlendirilecek bir futbol yoktu" cümlesiyle beni doğruladı.

2. devreye Başakşehir oyuncu kalitesini bir tık daha sahaya yansıtmaya başlayınca oyunda kontrolü ele geçirdi. Tehlikeli olmasa da atak yoğunluğunu arttıran Başakşehir defanstan seken bir İrfan Can şutunun Crivelli'nin önünde kalmasıyla 0-1 öne geçti. 

Skorunda aleyhine dönmesiyle Beşiktaş takımında mental çöküş dikkat gözle görülürken, tribünlerden Fikret Orman protestoları ve Sergen Yalçın tezahüratları yükseliyordu. Şuursuzca hücum eden Beşiktaş'a karşı tıpkı dünkü Galatasaray gibi Başakşehir'de bir çok kontra atak şansı yakalarken son paslardaki beceriksizlikleri sebebiyle maçı koparamadı. Maçın ilerleyen dakikalarında Okan Hocanın yaptığı her değişiklik Beşiktaş baskısına davetiye çıkarır cinstendi. Demba Ba, Mehmet Topal, Arda Turan gibi fiziksel olarak bitik oyuncular sebebiyle Başakşehir'de hareket edebilen oyuncu sayısı 1 elin parmağını geçmeyecek sayıya indi. Arda Turan o kadar etkisizdiki oyunda kaldığı 10 dakikada ayağına top dahi değmedi. Bu kadar olumsuzluğa rağmen Başakşehir yine de maçı kazanabilecek durumdayken Epureanu'nun gereksiz bir müdahalesinin penaltıyla sonuçlanması 2 puanın kaybolmasına, Abdullah Avcı'nın Beşiktaş'ın başındaki ömrünün 1 hafta daha uzamasına neden oldu.

Maçın hakemi Suat Arslanboğa son dönemlerde izlediğim en kötü hakem yönetimlerinden birini gösterdi, kartları doğru kullanamadı, sürekli yanlış kararlar verdi.

Beşiktaş'ın yeni transferi N'kodu normalde Beşiktaş kapalısının nefret edeceği tipten sürekli kendini yere atıp onlarca takla atan bir tip, birinin uyarması lazım.

22 Eylül 2019 Pazar

Kulübenin Verdiği Puanlar

Şampiyonlar ligindeki Brugge deplasmanının ardından Malatya deplasmanında maç öncesi genel kanı Galatasaray'ın puan kaybetmesi yönündeydi ancak öyle bir maç oynandı ki maçın sonunda Galatasaray adına çok rahat kazanılabilecek bir maçta bırakılan 2 puan oldu.

 

Galatasaray Falcao, Feghouli, Belhanda'nın olmadığı hem rotasyonlu hemde daha önceki maçların aksine merkezi kalabalık tutan yukarıdaki diziliş ile çıktı. Hücumlarda Babel ve Adem sürekli yer değiştirerek savunmayı dağıtırken Ömer Bayram Yuto'nun kanadına yanaşarak pozisyon üretmeye çalıştı nihayetinde Galatasaray golü de Ömer'in çizgiye inip açtığı ve Seri'nin bomboş vurduğu kafa vuruşundan geldi. İlk devrede Galatasaray adına göze çarpan en önemli özellik diğer maçlarda olduğu gibi Ömer bayram'ın orta sahaya kattığı büyük dinamizmdi . 
Golden sonra daha ortodoks bir 4-5-1 dizilimi ile sahayı parselledi Galatasaray. Hücum tercihlerinde Nagatomo'nun olduğu sol tarafı tercih ederken yine Malatyaspor'da maçın sonuna kadar yapacağı gibi Galatasaray'ın sol tarafına hücum etti ve gol de oradan gelecekti.


Levent hoca Yuto'nun ilk yarıdaki performansından memnun kalmamış olacak ki ikinci devre Galatasaray orta sahasının dinamosunu çok verimsiz olduğu Sol beke çekerek başladı, Yuto yerinede Lemina'yı sahaya sürdü ve Galatasaray bu sezon ısrarla denediği 4-3-3 dizilimi ile başladı. 

Bu değişiklik Sergen hocanın ıslak rüyalarında görebileceği kadar güzel bir değişiklikti çünkü hem Lemina, Babel sol tarafa yardıma gelmiyordu, hem Ömer'in orta sahadaki dinamizmi ortadan kalkıyordu, hemde çok verimsiz bir sol bek Ömer Bayram ile Guilherme başbaşa kalıyordu. 

Buna rağmen Malatyaspor yaratıcı oyuncu eksikliğinden dolayı net pozisyonlar yakalayamadı, ve yakalayamadıkça arkada pozisyonlar vermeye başladı, ancak özellikle 2. devre inanılmaz verimsizleşen Adem Büyük, yorulan Andone ve laubali Babel ileri hattı Galatasaray'ın yakaladığı 2 net gol pozisyonunu harcadı. Bu dakikalarda oyun Falcao diye bağırırken Levent Hoca Falcao'yu 90. dakikada skor 1-1 olduktan sonra oyuna aldı. Hiç almasaydın be hocam adamı da soyundurdun o kadar niye zahmet ettin.

5 hafta ve 7  resmi maç geride kalmışken Galatasaray ortaya müşahhas bir oyun planı sunamadığı gibi bunun kıvılcımını dahi veremedi. Hoca artık zırt pırt ceza alacak açıklamalar yapmaktan vazgeçsin yada o benche kendi kalibresinde oyun okuyabilecek birini koysun zira elimizdeki maçları vermekten artık sıkılmaya başladım. Önümüzdeki hafta sezonun ilk kırılma maçı olacak taraftar bu zamana kadar sabretti ancak Eylül sonu artık geldi Fener karşısında sadece galibiyet yetmez sürklase edecek bir futbol görmek istiyorum! 

21 Eylül 2019 Cumartesi

Ozan'la kazanan Ozan'la Ölür

Hafta içi mesaisi bulunmayan Fenerbahçe kendi evinde zorlanarak Ankaragücü'nü geçti, bireysel anlamda Ozan Tufan'ın yıldızlaşması orta saha ve defanstaki yapısal sorunların üstünü örterse Fener için sezon daha zor geçer.


Fenerbahçe maça yukarıdaki gibi sahaya yayılarak başladı, İlk 15 dakikadaki görüntü Ankaragücü bireysel hata yapmadan Fenerbahçe’nin gol atamayacağı yönündeydi zira Kruse dışında üretici oyuncu sıkıntısı ciddi manada yaşanıyordu. Ankaragücü derinde bekliyor ve  iki oyuncu ile kontra yakalamaya çalışıyordu, maçın o anlarında  Fenerbahçe’nin stoperleri hata yapmaya yakın gözüküyordu ki önce Zanka hata yaptı Ankaragücü golü geldi peşine Korcan boşa çıktı ve skor eşitlendi.



ilk devrede Fenerbahçe orta sahasında Luiz Gustavo ve MAX kuruse  görevleri çok net belli iken Tolga Ciğercinin özellikle hücumda ne yaptı anlamak zordu. Fenerbahçe orta sahayı desteklemek adına hücuma çıkışlarda Ozan Tufan’ı ve Dirar'ı orta saha merkezine kaydırıp  Rodriguez’i ve deniz Türücü ayakları çizgiye bastıracak şekilde oynatarak alanı genişletmeye çalışıyordu. İlk devrede Kruse ikinci forvet olarak ceza sahasına sık sık girdiğini de gördük.


Rodriguez’in sakatlanmasının ardından Fenerbahçe yukarıdaki dizilim ile ilk devreyi bitirirken. İkinci devreye başlarken Ersun Yanal Rami'yi çıkartıp riski alıp Jailson'u da oyuna aldı. 






Fenerbahçe sahada nicelik olarak fazlaca merkez orta saha oyuncusu barındırsada, oyun anlamında alınan riskler ve geri dönüşlerde yaşanan problemlerden dolayı orta sahalar çabuk geçilmeye başlanmıştı ve Fenerbahçe savunma hattı arkada geniş bir boşluk bırakarak oynuyordu. Bu anlarda Ankaragücü orta saha oyuncuları son pasları iyi verebilse -ki maçın sonunda skoru korumaya çalışan Fenerbahçe'ya karşı daha iyi paslar verdiler- Ankaragücü üstünlüğü alabilirdi ama olmadı, ve topla çıkmaya çalışılan bir hücumun başlangıcında şok preste Emre'nin kaptığı top Kruse'ye gitti oda çalımı yapıp Vedat'a gol olcak ortayı kesti.


Fenerbahçenin oyun anlamında mutlu ettiğini sanmıyorum ama özellikle Ozan Tufan'ın performansı takdire şayandı. Ancak iç saha maçlarında bu tarz yıldızlaşan performanslar ile maç kazanılabilirken deplasmanlarda Fenerbahçe daha çok puan kaybeder.
x

17 Eylül 2019 Salı

İnsanlar hata yapar Ersuncum hesaba katmadığın şey bu

İnsanız doğamız gereği hata yaparız, mükemmel oluşturulmuş organizasyonların dahi insan eliyle bok edildiğinin çok güzel örneğini Chernobly dizisi ile geçtiğimiz aylarda hepimiz tekrar hatırladık.

Sezonun 4. haftasında şampiyonluk adayı takımlardan üst düzey takım oyunu , hücum varyasyonu beklemek biraz hayalcilik olur dolayısıyla bu ilk haftalarda genelde bireysel performanslar ile kotarılır. Emre Belezoğlu, takımın kalbi ve lideri. İlk haftada Fenerbahçe adına bireysel performansı en üst seviyede olan oyuncuydu (ki bu Emre'nin sahada kaldığı maçlarda hep böyle oluyor), onun yokluğunda orta sahada arıza çıkmasını bekliyordum ancak beklediğimden çok farklı bir durum ortaya çıktı.


Ersun hoca Emre'nin yokluğunda merkezi kontrol etmenin yolunu orta sahada nicelik olarak artma olarak tercih etmişti, ki maç başlangıcında Alanya'dan orta sahayı teslim aldılar ve sol kanattan hücum organizasyonları yapmaya çalıştılar. Garry Rodrigues'in etkisinin arttığı bu oyunda golde Garry'nin taşıyıp merkezde Tolga'nın yaptığı vuruşla geldi. Buraya kadar herşey yolunda gözüküyordu, forse etmeniz gereken bir oyunda bu oyuncularla pekala işi kotarabilirdiniz. Ancak oyunu tutmanız gereken anlar geldiğinde? işte zurnanın zart dediği yer burası oldu. Sezon başında transferlerin geç yapılması,sakatlık vs. problemler nedeniyle geri 4'lü de pozisyonunda oynayan oyuncusu bir rakamla 1. Oyunu tutmak ve defanstan topla çıkabilmek adına Gustavo kendini stoperlerin arasına attı ve ekstra bir pas istasyonu oluşturmaya çalıştı ancak ne Tolga ne Kruse ileriyle bağlantıyı kuramadı ancak buna rağmen halen Alanyanın elle tutulur bir pozisyonu yoktu. Ta ki oyuncuların insan olduğu gerçeği ile yüzleştiğimiz zaman.

Kaleci Altay'ın 2 hava topunu doğru düzgün kontrol edememesi ve akabinde sol taraftan kullanılan bir taç atışı ile sonun başlangıcı başladı. İkinci devrenin hemen başında bu sefer Jailson stoper oynadığını unutmuş bir pas hatası yaptı ve Alanya öne geçti. 3. gole yine orta saha oyuncusu Ozanın orta sahanın göbeğindeymiş gibi yaptığı bir geri dönme hareketi neden oldu. Defans hattı arka arkaya hatalar ile paralize olmuştu başka bir açıklaması yoktu. Zanka'nın da oyundan çıkmasıyla 11 oyuncudan orjini defans olan oyuncu kalmamıştı, galiba Ersun hocada paralize olmuştu. Ersun hoca maç öncesi planını iyi kurmuştu ancak eldeki malzeme bunları uygulayabilecek düzeyde henüz değildi kestiremediği şey buydu.

Erol Hoca geçen yıl Sergen hocanın kurduğu takıma biraz daha savunma disiplini kazandırmış, ki bu Alanyayı yeterince tehlikeli yapıyor. Efecan'ın sakatlanmasına rağmen özellikle 2. devre maç onların istediği kıvama geldiğinde bunu çok iyi değerlendirdiler. 14 Yabancı kuralıda sağolsun can yakan oyuncuları var Bakasetas hücumları iyi yönetirken, Cisse kalitesini gösterip ne yaptığını bilmeyen Fenerbahçe stoperlerini cezalandırdı.

15 Eylül 2019 Pazar

Dağılma

Maçın 30 küsürüncü dakikalarında Gazişehir'in kaçırdığı net 3 yada 4. pozisyondan sonra ağzımdan dökülen kelimeydi. Dağılma !
Günümüz futbolunda ligleri domine eden takımlar ile ligde onlara figüranlık eden takımlar arasında inanılmaz bir finansal fark var, dolayısıyla bu finansal farkın sahada kalite olarak yansımalarını ister istemez görmek istiyoruz, bir kişi eksik oynamanın çok büyük bir fark yaratmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu söylediklerim major ligler olarak adlandırdığımız liglerde aşağı yukarı gerçekleşiyor ancak bizim ligimizde eksik kalan büyükler bir anda perişan hale gelebiliyorlar. Şu geçen 4 haftada hem Galatasaray-Konyaspor maçı hem Gazişehir-Beşiktaş maçı bize bunu net bir şekilde gösterdi.

Maçı taktik/teknik açısından incelemek zor ancak bu sezon takımın başına geçen (taraftara rağmen) Abdullah Avcı'nın olmayan kredisi hızlıca tükeniyor. Vida'nın yaptığı geri pas hatası ve akabinde bilinçsizce penaltı yaptırmasının ardından , Elneny gibi takımda ilk maçını oynayan bir oyuncuyu stopere çekip hem orta saha direncini düşürmek hem savunma stratejisini bozmak, Güven Yalçın'a maçın çok uzun süresinde sabretmek bu maç içerisinde yapıtğı hatalar olarak önümüze çıkıyor ancak bana göre hocanın en büyük hatası eldeki malzemeye göre bir takım oluşturmaktansa kendi ezberini takıma empoze etmeye çalışmak. Tekrar ediyorum camiada kredisi çok düşük bir teknik adamsınız, geçen sezon Burak yılmaz'ın transfer edildiği duruma çok benziyor durum. Burak arka arkaya maçlarda attığı gollerle kredisini hayli yükseltmişti, bugün Avcı'nın yapması gereken arka arkaya galibiyet almak olmalıyken, pragmatik olmayıp bana göre ütopyasını gerçekleştirmeye çalışıyor. Takımın inanılmaz dağılma sebebi de Avcının ütopyasında ısrar etmesiydi, Atiba ve Umut Nayir oyuna girip, futbolun gerçekleri ile hareket etmeye başlayınca oyun bir anda Beşiktaş'a döndü ve az kalsın bu berbat futbol ile 1 puan kazanacaktı olmadı.

Çok ahkam kestin, çok biliyorsan kur takımı dediğinizi duyar gibiyim, pekala aşağıdaki takımın ilk 4 haftada 9 puandan az alacağını düşünmüyorum.


Evet yanlış görmediniz kanat oyuncusu yok, hayır kanat oyuncusu sevmediğimden değil, şuanki kadrodaki hiç bir kanat oyuncusu Beşiktaş seviyesinde değil ondan yoklar. Hareketsiz Güven yerine önde sadece pres yapan ve stoperleri sağa sola çeken bir Boyd olayı çözecektir. Yanlış mıyım?

14 Eylül 2019 Cumartesi

Zaman Çare Olacak Mı ?


İlk 3 haftada tatmin etmeyen futbol, 15 günlük milli takım arasından dönüş (Muslera Çarşamba sabah maç oynadı taa dünyanın öbür ucunda), Fatih hocanın cezalı olması (hocamsız 21 maçta alınan 10 galibiyet), Brugge deplasmanının varlığı gibi nedenlerden Galatasaray kamoyunun aksine maça dair büyük beklentilerim yoktu. Her ne kadar twitter'da gaza gelmek için şunu atmış olsamda, maç öncesi bahis tahmini soran arkadaşlarıma hele bi bekleyin takım sahaya çıksın anlarız ne oynadığımızı şeklinde laflar ediyordum ki maalesef kaygılarım haklı çıktı. (Tüm bahis camiasına tekrar geçmiş olsun)



Sahaya yukarıdaki görüldüğü gibi asimetrik bir W-W ile dizildiğimizi ilk 15 dakikada maçı izleyen herkes görmüştür sanırım, sahanın her noktasını kontrol etme açısından kağıt üzerinde güzel gözükse de tıpkı imar planlarında çizdiğimiz her donatının fiiliyatta hemen faaliyete geçmemesi gibi bu sisteminde sahaya çıkar çıkmaz mükemmel bir şekilde uygulanamayacağı aşikar. Bu dizilimin şu anda bayrak taşıyan takımı Pep'in City'si ve o takımın hücum varyasyonlarının temeli topsuz yapılan koşular ve onların beslenmesi. Toplu oyunda statik kalmak gibi bir problemimiz var (şaşırtıcı bir biçimde Lemina sakatlığı sonrası Ömer Bayram orta sahaya dinamizm kattı) , statik kalmamızın asıl nedeni ise açık bir biçimde belhanda, soso, babel gibi topu ayağına isteyen ve topsuz oyunda genelde hareketsiz kalan oyuncuların varlığı. Falcao'yu bu 3 oyuncudan ayırmak gerek, zira Diagne 'nin de eklendiğinde tamemen defans kucağında bekleyen takıma oranla bu maçta falcao orta sahaya gelerek hem pas istasyonu oldu, hemde üst düzey bir santraforun yapması gerektiği gibi ceza sahası dışından içine muhteşem koşular yaptı özellikle ilk devrede. (yuto ve marianonun zaman geçtikce El Tigre'ye bir çok asist yapacağının habercisi bu ceza sahası içi koşuları) Eğer hocam bu düzende devam edecekse falcao arkasındaki 3'lünün çok daha hareketli bir oyuna evrilmesini sağlaması gerekiyor.

Zaman hücum organizasyonlarının çaresi olacaktır, o konuda hiç şüphem yok ancak endişe etmemiz gereken ciddi bir sorunumuz var. Stoperlerimiz geçen seneki form durumlarının fersah fersah gerisindeler. Form durumlarının düşük olmasının yanında özgüven mi yoksa vurdumduymazlık mı henüz kestiremediğim bir kafa yapısına da bürünmüş durumdalar. Marcao bu maçta 2-3 kez defansdan çıkarken hemen arkasında adam olan oyuncuya pas atıp top kaybına davetiye çıkarttı, bir kerede defanstan çalım !!!! yaparak çıkmaya çalıştı. Luyindama ise en son orta sahada Zidane'ın rulet hareketiyle adam geçmeye çalışıp top kaptırıyordu.  Bunları bu kadar düzgün kelimeler ile nasıl ifade ettim inanın bende bilmiyorum, zira bu 2 oyuncuya inanılmaz sinirliyim.

Son 2 sezon kombine sahibi olduğum Kasımpaşa'yı ise beğenmedim. Ama onların sorunun oyuncu kalitesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum, geçtiğimiz yıllarda Diagne, Trezeguet, Neumayr, Mensah gibi oyunculara sahip takımda bu sezon o kaliteye yaklaşacak bir oyuncu yok. Yine de Kemal hoca faktörü ile düşme tehlikesi yaşayacaklarını zannetmiyorum. ( Turgay Ciner yine saçmalamazsa tabiki)




Bunlarda İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails