21 Eylül 2019 Cumartesi

Ozan'la kazanan Ozan'la Ölür

Hafta içi mesaisi bulunmayan Fenerbahçe kendi evinde zorlanarak Ankaragücü'nü geçti, bireysel anlamda Ozan Tufan'ın yıldızlaşması orta saha ve defanstaki yapısal sorunların üstünü örterse Fener için sezon daha zor geçer.


Fenerbahçe maça yukarıdaki gibi sahaya yayılarak başladı, İlk 15 dakikadaki görüntü Ankaragücü bireysel hata yapmadan Fenerbahçe’nin gol atamayacağı yönündeydi zira Kruse dışında üretici oyuncu sıkıntısı ciddi manada yaşanıyordu. Ankaragücü derinde bekliyor ve  iki oyuncu ile kontra yakalamaya çalışıyordu, maçın o anlarında  Fenerbahçe’nin stoperleri hata yapmaya yakın gözüküyordu ki önce Zanka hata yaptı Ankaragücü golü geldi peşine Korcan boşa çıktı ve skor eşitlendi.



ilk devrede Fenerbahçe orta sahasında Luiz Gustavo ve MAX kuruse  görevleri çok net belli iken Tolga Ciğercinin özellikle hücumda ne yaptı anlamak zordu. Fenerbahçe orta sahayı desteklemek adına hücuma çıkışlarda Ozan Tufan’ı ve Dirar'ı orta saha merkezine kaydırıp  Rodriguez’i ve deniz Türücü ayakları çizgiye bastıracak şekilde oynatarak alanı genişletmeye çalışıyordu. İlk devrede Kruse ikinci forvet olarak ceza sahasına sık sık girdiğini de gördük.


Rodriguez’in sakatlanmasının ardından Fenerbahçe yukarıdaki dizilim ile ilk devreyi bitirirken. İkinci devreye başlarken Ersun Yanal Rami'yi çıkartıp riski alıp Jailson'u da oyuna aldı. 






Fenerbahçe sahada nicelik olarak fazlaca merkez orta saha oyuncusu barındırsada, oyun anlamında alınan riskler ve geri dönüşlerde yaşanan problemlerden dolayı orta sahalar çabuk geçilmeye başlanmıştı ve Fenerbahçe savunma hattı arkada geniş bir boşluk bırakarak oynuyordu. Bu anlarda Ankaragücü orta saha oyuncuları son pasları iyi verebilse -ki maçın sonunda skoru korumaya çalışan Fenerbahçe'ya karşı daha iyi paslar verdiler- Ankaragücü üstünlüğü alabilirdi ama olmadı, ve topla çıkmaya çalışılan bir hücumun başlangıcında şok preste Emre'nin kaptığı top Kruse'ye gitti oda çalımı yapıp Vedat'a gol olcak ortayı kesti.


Fenerbahçenin oyun anlamında mutlu ettiğini sanmıyorum ama özellikle Ozan Tufan'ın performansı takdire şayandı. Ancak iç saha maçlarında bu tarz yıldızlaşan performanslar ile maç kazanılabilirken deplasmanlarda Fenerbahçe daha çok puan kaybeder.
x

18 Eylül 2019 Çarşamba

Brugge

Avrupa'nın en güzel kentlerinden biri ayrıca en troll kentlerinden biridir Brugge. 2010'da ki interrail duraklarımdan biriydi, kente adım attığımda sokaklarda insan görememiştim, hostel görevlisine neden sokakta öğlen vakti hiç insan olmadığını sorduğumda "dün gece kentte büyük bir parti vardı herkes uyuyordur " cümlesi ile beni dumura uratmış akabinde otel lobisinde çalan Emrah-Elin narin şarkısı ile troll seviyesini üst noktalara çıkaran, gitanes sigarasını enfes belçika çikolatası eşliğinde tüttürebileceğiniz, endülüs soslu patates kızartmasının dibine vurulan   her faninin ziyaret etmesi gereken bir kent vesselam.

Galatasaray 2019-2020 Şampiyonlar Ligi grup aşamasının ilk maçında bu özgün kentteydi, pek tatmin etmeyen oyun ve 1 puan ile İstanbul yoluna şu dakikalarda çıktı.


Maça yukarıdaki gibi savunma güvenliği öncelikli bir anlayışla çıkmıştı Fatih hoca ilk 10 dakikadaki baskı hariç pas yaparak ilk devrenin geri kalanını kontrol etmeye çalıştı ve görece başarılı oldu diyebiliriz. Takım hücum etkinliği gösteremedi belki ama %55'i geçen bir yüzde ile topa sahip olarak ciddi bir baskı yemedi. Ancak özellikle Yuto'nun çıktığı 3 hücumda, Yuto'nun her zamanki gibi isabetsiz bir ortasının akabinde Brugge takımı topu kaptıktan sonra Yuto'nun arkasına atılan 3 top ile net gol pozisyonları yakaladı. Bek performansımız dip yaparken, beklerin bu isabetsiz ortalarını Seri yeterince sert olsa teker teker toplar yada Brugge'un bu dönen topları bu kadar rahat oynamasına müsaade etmezdi, Seri'nin sertleşmesi gerekiyor.

İkinci devrenin hemen başında bir 2'li mücadelede gözüne darbe alan -ki maç öncesinde kondisyonunun 60 dakika olduğu rapor edilen - Lemina'nın yerine Emre Mor oyuna dahil oldu ve Galatasaray dizilimi aşağıdaki gibi oldu.


Beklenmedik bir biçimde bu dizilim Brugge takımına inanılmaz ters geldi özellikle Emre Mor'un beyinciksiz bir bıldırcın misali yaptığı driplingler Brugge sol kanadını zorladı. Bu bölümlerde daha etkin bir Falcao olsa gol bile gelebilirdi ancak Falcao bu maç çok kötüydü, maç sırasında Falcao diye Burak Yılmaz'ı mı aldık herif ofsaytta uyuz köpek gibi kaşınıyor cümlesi ağzımdan dökülü verdi. Yeni dizilimden sonra orta sahaların biraz düşüp git gele dönüşen maçta gol atmaya kimse muvaffak olamadı ve maç başladığı gibi bitti.

Futbol açısından beklentilerimin yine karşılanmadığı -hatta yenmemiz gerektiğini düşündüğüm bir maçtan 1 puan alarak Avrupa Ligi biletini cebimize koymuş olduk, ancak Fatih hocanın bu ham madenlerden oluşan kadroyu bir sarraf zerafeti ile işleyip göz kamaştırıcı bir ziynet haline getirmesi için epey uzun bir yol gözüküyor.  


17 Eylül 2019 Salı

İnsanlar hata yapar Ersuncum hesaba katmadığın şey bu

İnsanız doğamız gereği hata yaparız, mükemmel oluşturulmuş organizasyonların dahi insan eliyle bok edildiğinin çok güzel örneğini Chernobly dizisi ile geçtiğimiz aylarda hepimiz tekrar hatırladık.

Sezonun 4. haftasında şampiyonluk adayı takımlardan üst düzey takım oyunu , hücum varyasyonu beklemek biraz hayalcilik olur dolayısıyla bu ilk haftalarda genelde bireysel performanslar ile kotarılır. Emre Belezoğlu, takımın kalbi ve lideri. İlk haftada Fenerbahçe adına bireysel performansı en üst seviyede olan oyuncuydu (ki bu Emre'nin sahada kaldığı maçlarda hep böyle oluyor), onun yokluğunda orta sahada arıza çıkmasını bekliyordum ancak beklediğimden çok farklı bir durum ortaya çıktı.


Ersun hoca Emre'nin yokluğunda merkezi kontrol etmenin yolunu orta sahada nicelik olarak artma olarak tercih etmişti, ki maç başlangıcında Alanya'dan orta sahayı teslim aldılar ve sol kanattan hücum organizasyonları yapmaya çalıştılar. Garry Rodrigues'in etkisinin arttığı bu oyunda golde Garry'nin taşıyıp merkezde Tolga'nın yaptığı vuruşla geldi. Buraya kadar herşey yolunda gözüküyordu, forse etmeniz gereken bir oyunda bu oyuncularla pekala işi kotarabilirdiniz. Ancak oyunu tutmanız gereken anlar geldiğinde? işte zurnanın zart dediği yer burası oldu. Sezon başında transferlerin geç yapılması,sakatlık vs. problemler nedeniyle geri 4'lü de pozisyonunda oynayan oyuncusu bir rakamla 1. Oyunu tutmak ve defanstan topla çıkabilmek adına Gustavo kendini stoperlerin arasına attı ve ekstra bir pas istasyonu oluşturmaya çalıştı ancak ne Tolga ne Kruse ileriyle bağlantıyı kuramadı ancak buna rağmen halen Alanyanın elle tutulur bir pozisyonu yoktu. Ta ki oyuncuların insan olduğu gerçeği ile yüzleştiğimiz zaman.

Kaleci Altay'ın 2 hava topunu doğru düzgün kontrol edememesi ve akabinde sol taraftan kullanılan bir taç atışı ile sonun başlangıcı başladı. İkinci devrenin hemen başında bu sefer Jailson stoper oynadığını unutmuş bir pas hatası yaptı ve Alanya öne geçti. 3. gole yine orta saha oyuncusu Ozanın orta sahanın göbeğindeymiş gibi yaptığı bir geri dönme hareketi neden oldu. Defans hattı arka arkaya hatalar ile paralize olmuştu başka bir açıklaması yoktu. Zanka'nın da oyundan çıkmasıyla 11 oyuncudan orjini defans olan oyuncu kalmamıştı, galiba Ersun hocada paralize olmuştu. Ersun hoca maç öncesi planını iyi kurmuştu ancak eldeki malzeme bunları uygulayabilecek düzeyde henüz değildi kestiremediği şey buydu.

Erol Hoca geçen yıl Sergen hocanın kurduğu takıma biraz daha savunma disiplini kazandırmış, ki bu Alanyayı yeterince tehlikeli yapıyor. Efecan'ın sakatlanmasına rağmen özellikle 2. devre maç onların istediği kıvama geldiğinde bunu çok iyi değerlendirdiler. 14 Yabancı kuralıda sağolsun can yakan oyuncuları var Bakasetas hücumları iyi yönetirken, Cisse kalitesini gösterip ne yaptığını bilmeyen Fenerbahçe stoperlerini cezalandırdı.

15 Eylül 2019 Pazar

Dağılma

Maçın 30 küsürüncü dakikalarında Gazişehir'in kaçırdığı net 3 yada 4. pozisyondan sonra ağzımdan dökülen kelimeydi. Dağılma !
Günümüz futbolunda ligleri domine eden takımlar ile ligde onlara figüranlık eden takımlar arasında inanılmaz bir finansal fark var, dolayısıyla bu finansal farkın sahada kalite olarak yansımalarını ister istemez görmek istiyoruz, bir kişi eksik oynamanın çok büyük bir fark yaratmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu söylediklerim major ligler olarak adlandırdığımız liglerde aşağı yukarı gerçekleşiyor ancak bizim ligimizde eksik kalan büyükler bir anda perişan hale gelebiliyorlar. Şu geçen 4 haftada hem Galatasaray-Konyaspor maçı hem Gazişehir-Beşiktaş maçı bize bunu net bir şekilde gösterdi.

Maçı taktik/teknik açısından incelemek zor ancak bu sezon takımın başına geçen (taraftara rağmen) Abdullah Avcı'nın olmayan kredisi hızlıca tükeniyor. Vida'nın yaptığı geri pas hatası ve akabinde bilinçsizce penaltı yaptırmasının ardından , Elneny gibi takımda ilk maçını oynayan bir oyuncuyu stopere çekip hem orta saha direncini düşürmek hem savunma stratejisini bozmak, Güven Yalçın'a maçın çok uzun süresinde sabretmek bu maç içerisinde yapıtğı hatalar olarak önümüze çıkıyor ancak bana göre hocanın en büyük hatası eldeki malzemeye göre bir takım oluşturmaktansa kendi ezberini takıma empoze etmeye çalışmak. Tekrar ediyorum camiada kredisi çok düşük bir teknik adamsınız, geçen sezon Burak yılmaz'ın transfer edildiği duruma çok benziyor durum. Burak arka arkaya maçlarda attığı gollerle kredisini hayli yükseltmişti, bugün Avcı'nın yapması gereken arka arkaya galibiyet almak olmalıyken, pragmatik olmayıp bana göre ütopyasını gerçekleştirmeye çalışıyor. Takımın inanılmaz dağılma sebebi de Avcının ütopyasında ısrar etmesiydi, Atiba ve Umut Nayir oyuna girip, futbolun gerçekleri ile hareket etmeye başlayınca oyun bir anda Beşiktaş'a döndü ve az kalsın bu berbat futbol ile 1 puan kazanacaktı olmadı.

Çok ahkam kestin, çok biliyorsan kur takımı dediğinizi duyar gibiyim, pekala aşağıdaki takımın ilk 4 haftada 9 puandan az alacağını düşünmüyorum.


Evet yanlış görmediniz kanat oyuncusu yok, hayır kanat oyuncusu sevmediğimden değil, şuanki kadrodaki hiç bir kanat oyuncusu Beşiktaş seviyesinde değil ondan yoklar. Hareketsiz Güven yerine önde sadece pres yapan ve stoperleri sağa sola çeken bir Boyd olayı çözecektir. Yanlış mıyım?

14 Eylül 2019 Cumartesi

Zaman Çare Olacak Mı ?


İlk 3 haftada tatmin etmeyen futbol, 15 günlük milli takım arasından dönüş (Muslera Çarşamba sabah maç oynadı taa dünyanın öbür ucunda), Fatih hocanın cezalı olması (hocamsız 21 maçta alınan 10 galibiyet), Brugge deplasmanının varlığı gibi nedenlerden Galatasaray kamoyunun aksine maça dair büyük beklentilerim yoktu. Her ne kadar twitter'da gaza gelmek için şunu atmış olsamda, maç öncesi bahis tahmini soran arkadaşlarıma hele bi bekleyin takım sahaya çıksın anlarız ne oynadığımızı şeklinde laflar ediyordum ki maalesef kaygılarım haklı çıktı. (Tüm bahis camiasına tekrar geçmiş olsun)



Sahaya yukarıdaki görüldüğü gibi asimetrik bir W-W ile dizildiğimizi ilk 15 dakikada maçı izleyen herkes görmüştür sanırım, sahanın her noktasını kontrol etme açısından kağıt üzerinde güzel gözükse de tıpkı imar planlarında çizdiğimiz her donatının fiiliyatta hemen faaliyete geçmemesi gibi bu sisteminde sahaya çıkar çıkmaz mükemmel bir şekilde uygulanamayacağı aşikar. Bu dizilimin şu anda bayrak taşıyan takımı Pep'in City'si ve o takımın hücum varyasyonlarının temeli topsuz yapılan koşular ve onların beslenmesi. Toplu oyunda statik kalmak gibi bir problemimiz var (şaşırtıcı bir biçimde Lemina sakatlığı sonrası Ömer Bayram orta sahaya dinamizm kattı) , statik kalmamızın asıl nedeni ise açık bir biçimde belhanda, soso, babel gibi topu ayağına isteyen ve topsuz oyunda genelde hareketsiz kalan oyuncuların varlığı. Falcao'yu bu 3 oyuncudan ayırmak gerek, zira Diagne 'nin de eklendiğinde tamemen defans kucağında bekleyen takıma oranla bu maçta falcao orta sahaya gelerek hem pas istasyonu oldu, hemde üst düzey bir santraforun yapması gerektiği gibi ceza sahası dışından içine muhteşem koşular yaptı özellikle ilk devrede. (yuto ve marianonun zaman geçtikce El Tigre'ye bir çok asist yapacağının habercisi bu ceza sahası içi koşuları) Eğer hocam bu düzende devam edecekse falcao arkasındaki 3'lünün çok daha hareketli bir oyuna evrilmesini sağlaması gerekiyor.

Zaman hücum organizasyonlarının çaresi olacaktır, o konuda hiç şüphem yok ancak endişe etmemiz gereken ciddi bir sorunumuz var. Stoperlerimiz geçen seneki form durumlarının fersah fersah gerisindeler. Form durumlarının düşük olmasının yanında özgüven mi yoksa vurdumduymazlık mı henüz kestiremediğim bir kafa yapısına da bürünmüş durumdalar. Marcao bu maçta 2-3 kez defansdan çıkarken hemen arkasında adam olan oyuncuya pas atıp top kaybına davetiye çıkarttı, bir kerede defanstan çalım !!!! yaparak çıkmaya çalıştı. Luyindama ise en son orta sahada Zidane'ın rulet hareketiyle adam geçmeye çalışıp top kaptırıyordu.  Bunları bu kadar düzgün kelimeler ile nasıl ifade ettim inanın bende bilmiyorum, zira bu 2 oyuncuya inanılmaz sinirliyim.

Son 2 sezon kombine sahibi olduğum Kasımpaşa'yı ise beğenmedim. Ama onların sorunun oyuncu kalitesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum, geçtiğimiz yıllarda Diagne, Trezeguet, Neumayr, Mensah gibi oyunculara sahip takımda bu sezon o kaliteye yaklaşacak bir oyuncu yok. Yine de Kemal hoca faktörü ile düşme tehlikesi yaşayacaklarını zannetmiyorum. ( Turgay Ciner yine saçmalamazsa tabiki)




11 Eylül 2019 Çarşamba

Moldova - Türkiye : Oyuncuya Dayalı Oyun

SS Lazio v AS Roma - Serie A : News Photo

Dün gece uyku tutmayınca blogu diriltme fikri kafamda canlandı. Aslında onunda çıkış noktası milli takımın oynadığı oyun karşısında zikrettiğim fikirlerin daha sonra Mehmet Demirkol tarafından söylendiğinin arkadaşlarım tarafından kulağıma çalınmasıydı. Twitter, podcast vs. işlerin beni yeterince tatmin etmediğini bir kez daha anladığımdan ilk aşkım olan bloga yazıyorum. Neyse çok laf salatası yapmadan Andorra maçının penceresinden Moldova maçına bir kaç kelam edelim.

Başlıktan yola çıkıp en sonda söyleyeceğimi en başta söylemek istiyorum. Avrupa Şampiyonası elemeleri sırasında bizi mest eden futbolu oynadığımız evimizdeki Moldova, Fransa ve deplasmandaki Arnavutluk maçları ile geçtiğimiz 2 maçı oynayan takımın farklı oyuncuları Cengiz Ünder, Hasan Ali ve Burak Yılmaz'dı. 3 Oyuncunun da sakatlık sebebiyle olmadığını düşündüğümüzde yerine ikame edecek oyuncular (içerideki Moldova maçında Cengizin yokluğunda Deniz Türüç oynamıştı) ile pekala benzer bir performans göstermemiz gerekirken , milli takımın oyunu pek tatmin edici değildi. Peki neden?

Sezonun başı olması ve futbolcuların form durumlarının en üst noktada olmaması benim için tali bir sebepken (ki bu kadar kalite farkı olan ekiplere karşı formsuz bir takımın bir sürklase etmesi gerektiğini düşünüyorum), takımın asıl probleminin bu 2 maçta da Şenol hocadan kaynaklandığını düşünüyorum. Herhalde hocada bizim gibi bir şekilde kazanırız diye düşünecek olmuş ki, rakipleri açma konusunda hücum varyasyonlarının üzerine çok çalışmamış yada oyunculardan bizim sahada göremediğimiz bir performansı vereceklerini hayal etmişti. Özellikle Andorra karşısındaki 11 hocanın hayalin çok daha ötesine geçtiğinin bir kanıtıydı. Böyle bir takıma karşı hücumu genişletecek kanat oyuncularını oynatmayıp İrfan ve Yusuf gibi merkez oyuncularının kanada yaklaşarak bir şeyler üretmesini beklemek yada Emre Belezoğlu'nun atacağı 40-50 metrelik çapraz toplarla Zeki ve Umut Meraşı kaçırmaya çalışmak , kanat özellikli oyuncuların varlığı ile daha kolay çözülecek bir maçı daha uzun ve meşakkatli bir yoldan açmak anlamına geliyordu. Maç içerisinde de hocanın oyuna müdahale etmemesi bizi büyük bir felakete sürüklüyordu ki, bir duran topla bu uçurumdan döndük.

Takdir edilesi bir biçimde Şenol Hoca Moldova maçına Andorra maçından dersler çıkartmış bir 11 sahaya sürdü. Deniz gibi net bir kanat oyuncusu ve Kenan gibi çalışkan bir santraforu kanatta oyuna başlattı. Oyunu geniş alana yaymamız ve akabinde Dorukhan, Ozan ikilisinin iyi top kapma performansı eklenince Andorra maçına göre daha iyi hucüm ettik ancak bu hücum performansında potansiyelimize göre kadük kaldığını söyleyebiliriz. Bunun sebebi ise çok basitti Deniz,İrfan, Kenan, Ozan, Doruk 5 'lisinin üretim açısından çok mahir olmaması gol pozisyonu üretimimizi kısıtlasa da Dorukhan'ın çok güzel lob pası ve Deniz'in çok güzel frikik golü ile oyunu rakibi açıp maçı kazandık. Özellikle İrfan'ın serseri yahudi gibi orta sahada sürekli top kaybetmesi (hayır bu top kayıpları ileri dikine paslar değil, baya paralel paslarda bile top kaybı yapıp rakibin bir kaç kez hızlı çıkmasına neden oldu) ilk devrede sinirlerimin zıplamasına neden oldu.

Milli takımlarda bir sistem futbolu oturtmak zordur kabul ediyorum. Genellikle aynı takımdan bir çok oyuncuyu barındıran yada alt yapı milli takımlarından bu yana beraber oynayan takımlar milli takımlar seviyesinde futbol sistemini düzgün olarak işletebiliyor. Şenol hocanın bu noktada kadro istikrarı takdir edilesi ve desteklenmeli ancak lejyoner sayımızın her transfer döneminde arttığı şu günlerde daha lezzetli bir futbol izlemeyi hak ediyoruz.

Son olarak 14 yabancı kuralının uygulanmaya başlandığı ilk Avrupa Şampiyonası elemelerinde Milli takımımızın geçmişteki gibi başka takımların puan kayıplarını beklemek yerine ipleri elinde tutması, olası bir Fransa deplasman beraberliği ile grup liderliği ihtimali yabancı kuralının değişmemesi için yeterli sebeptir. Beyler rekabet iyidir ! Bak dün Milan 'ın 10 numarası Milli Takımımızda oyuna sonradan dahil oluyor bu rekabet sayesinde.  





16 Ocak 2014 Perşembe

Galatasaray-Tokatspor 15.01.2014


Hafta içi kupa maçı, zevksiz olması için yeterli sebep
Maç günü İstanbul'a gelen takımdaki bitsede tekrar sıcak sulara geri dönsek modu.
2. yarıdaki 1-0-9 taktiği
Felipe Melo Brezilya milli takımında yer almalı
Penaltı olmayan pozisyonun gol, penaltı olanın gol olmaması
Gönderilmesi an meselesi olan Nureddinin veba busesi.

4 Ekim 2013 Cuma

Yarım Kalan Fırtına


dün akşam ki lazio maçını herhalde daha iyi bir söz açıklayamazdı, maça çok iyi başla peşi sıra golleri sırala ve ikinci yarı farkı açıcak kontraları yakala atama ve 3-3 e razı ol

Yok Artık LeBron James!

Dicek lafım yok yapanın elinden öpmek lazım tek resimde lebron'un nba final serisinin 7. maçında attığı tüm sayılar

3 Ekim 2013 Perşembe

Zafer mi? Hezimet mi?



Yeni ayılıyorum, doğrudur, dün çayı fazla kaçırdım net, zaten boktan bir haber aldım, en yakın arkadaşım 2 ay daha sahalardan uzak kalacaktı, chrismas olmasa ömür billah tutacak ibneler orda her neyse....

dedim ya zaten üzgünüm bide galatasaray mahkum oynuyor, kalbim iyice sıkışıyor, eyvallah juventus ile torino'da oynuyorsun da bildiğin shaktar karagandy muamelesi yaptı adamlar bize...

maçın başındaki vucinic semih kaya sakatlıkları herhalde bizim hayrımıza oldu....maç boyunca tek kelime etmeden durdum çünkü gökhan zan için , nazar değmesinden korktum, yine geldiğinden beri beğenmediğim chedjou çok iyi işler yaptı iyi bir tandem oluşturdular gökhan ile, eboue bildiğimiz gibiydi, yine acı eşiği düşük, yine temposuz, kaptan hakan balta ise hocanın verdiği taktikten olsa gerek orta sahayı pek geçmedi...

takımın müdürü sneijder'e bir de diğer müdür riera eklenince direncimiz tamamen düşmüştü ne zaman yiyecez diye bakarken Buffon çok önemli bir hata yaptı ve Drogba affetmedi.

o ana kadar herhalde izlediğim en iyi takımlardan biri idi o juve 3-5-2 düzeni ile sahayı müthiş parsellediler, ayrıca topa sert bir oyun ile bizim oyuncuları hiç döndürmediler, ikili mücadelelerin tamamını kazandılar, ancak büyük bir defans hatasından gol atabilirdik o da olmuştu.

2. devre korkunç şekilde devam etti, uzaktan atılan bir juventus şutunun tekrarını izlerken canlı yayına dönüldüğünde yeniden juventus atakları izliyorduk, nordin amrabat hamlesi hiç bir işe yaramamıştı. dakikalar geçtikçe benimde maçı kazancağımıza olan ümidim artarken önce amrabat'ın gereksiz yaptığı penaltı, arkasından yediğimiz duran top golü ile maçı kaybettiğimizi düşündüm herkes gibi, o anda sahneye yine drogba çıktı ve topu öyle bir yere indirdiki umuta topu ağlara göndermek kaldı, nihayetinde 2 pozisyon bulduğumuz maçı 2 gol ile bitirip italyanlara italyan işi yaptık....

bu bir zafer mi bilemedim? bu kadar silik bir futbol oynadığımız tamamen savunma yaptığımız bir maçı zafer olarak göstermek ne kadar doğru?

maçta dikkatimi çeken şeyse drogba'nın da tıpkı hakan şükür gibi rakip defans oyuncuları üzerinde inanılmaz bir korku salması oldu. adam hakikaten büyük topçu özellikle bugunkü terim fotoğrafından sonra 2 kat daha saygım arttı keşke bize 3 sene önce gelseydi

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails